Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı ‘Savaşanlar, Haberler ve Algoritmik Diktatörlük’ başlıklı yazısında, günümüzdeki savaşlar ve medyanın bu konudaki rolüne dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Avşar, özellikle Batı menşeli haberlerin hakimiyeti ve algoritmaların bilgi akışını nasıl şekillendirdiği üzerine odaklandı.
Prof. Dr. Avşar, yanı başımızda devam eden savaşların şiddetine dikkat çekerek, olayları takip etme çabamızın ABD ve İsrail merkezli haberlerle sınırlı kaldığını belirtti. Bu haberlerde genellikle Batı’nın zafer anlatılarının öne çıkarıldığını, ancak savaşın diğer taraflarına dair yeterli ve dengeli bilgiye ulaşılamadığını vurguladı. Avşar, ABD Federal Yayın Kuruluşu FCC Başkanı’nın medyayı ABD’yi zayıf gösterecek yayınlardan kaçınmaları yönündeki uyarısını ve İsrail’in uyguladığı sansürü hatırlatarak, geleneksel baskı yöntemlerinin yanı sıra ‘algoritmik diktatörlük’ tehdidine dikkat çekti.
İnternetin Özgürleşen Alanından Algoritmik Kontrole: Bir Dönüşüm Hikayesi
Avşar, dijital çağın başlangıcında internetin özgürleştirici bir iletişim alanı olarak tasarlandığını hatırlattı. Coğrafi sınırları aşan, bilginin merkezi otoritelerden bağımsız dolaştığı ve bireylerin kamusal tartışmalara doğrudan katılabildiği yeni bir kamusal alan umudunun olduğunu belirtti. 1990’ların sonu ve 2000’lerin başında bu iyimser beklentinin güçlü bir entelektüel kabul gördüğünü ifade etti. İnternetin yatay yapısının, geleneksel medyanın hiyerarşik yapısını aşabileceği ve dijital ağların çoğulcu bir tartışma kültürü oluşturacağı düşünülüyordu.
Ancak geçen yıllar, bu beklentilerin önemli ölçüde yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldı. Avşar, günümüz dijital ortamının işleyişine bakıldığında, başlangıçta tahayyül edilen özgür dolaşım alanının giderek algoritmik olarak düzenlenen bir dikkat ekonomisine dönüştüğünü gözlemledi. Dijital platformların, milyarlarca insanın günlük bilgi akışını belirleyen karmaşık algoritmik sistemler üzerine kurulu olduğunu söyledi. Kullanıcıların karşısına çıkan içeriklerin artık kronolojik sıraya veya rastlantısallığa göre değil, veri analizine dayanan hesaplama süreçleriyle belirlendiğini ekledi.
Algoritmik İktidar: Görünmez Yönlendirme ve Dikkat Ekonomisi
Kullanıcı davranışlarının sürekli izlendiğini, tıklama alışkanlıkları, beğeniler, izleme süreleri ve paylaşımların büyük veri setleri halinde işlendiğini belirten Avşar, bu verilerin algoritmaların hangi içeriğin gösterileceğine karar vermesinde temel rol oynadığını vurguladı. Böylece dijital platformlarda görünen içerik akışının, bireysel tercihlerin basit bir yansıması olmaktan çıktığını ve ekonomik/politik çıkarlarla şekillenen karmaşık bir seçim mekanizmasının sonucu haline geldiğini ifade etti.
Avşar, ‘algoritmik iktidar’ biçiminin klasik siyasal iktidar modellerinden farklılaştığını söyledi. Geleneksel iktidarın yasaklama ve baskı araçlarıyla işlerken, algoritmik düzenin açık bir yasaklama veya zorlamaya başvurmadan seçenekleri düzenlediğini ve görünürlüğü dağıttığını belirtti. Kullanıcının teorik olarak sayısız içeriğe erişme potansiyeli olsa da, pratikte algoritmanın seçtiği dar bir içerik evreniyle karşılaştığını ve hangi içeriğin öne çıkacağını bu sistemlerin belirlediğini ifade etti. Bu durumun, kullanıcının kendi seçimlerini yaptığını düşünürken aslında önceden yapılandırılmış bir seçenekler alanı içinde hareket etmesine yol açtığını vurguladı. Algoritmik iktidarın en karakteristik özelliğinin, yönlendirmeyi görünmez kılması olduğunu ve kullanıcıların genellikle yönlendirildiklerinin farkına varmadığını ekledi.
Filtre Balonları ve Toplumsal Gerçekliğin Parçalanması
Dijital platformların bu yapısının, ‘dikkat ekonomisi’ olarak adlandırılan daha geniş bir ekonomik mantıkla yakından ilişkili olduğunu belirten Avşar, günümüz dijital kapitalizminin kullanıcı dikkatinin ekonomik ve siyasal değere dönüştürülmesi üzerine kurulu olduğunu söyledi. Bu durumun, dijital içerik ekosisteminin duygusal yapısını da etkilediğini ve insanların psikolojisinin güçlü duygusal uyaranlara daha hızlı tepki vermesi nedeniyle öfke, korku, skandal ve çatışma gibi duyguların algoritmalar tarafından daha görünür kılındığını ifade etti.
Algoritmik sıralama sistemlerinin bir diğer önemli sonucunun ise kullanıcıların giderek daha dar bilgi evrenleri içinde hareket etmeye başlaması olduğunu belirtti. Platformların kullanıcı davranışlarını analiz ederek ilgi alanlarını tahmin etmesi ve buna uygun içerikleri ön plana çıkarması, ilk bakışta kişiselleştirme avantajı gibi görünse de, zamanla farklı görüşlerin görünürlüğünü azalttığını söyledi. Bu durumun literatürde ‘filtre balonu’ olarak adlandırıldığını ve en önemli sonucunun toplumsal gerçekliğin parçalanması olduğunu vurguladı. Avşar, algoritmik filtrelemenin, insanların farklı dijital gerçeklikler içinde yaşamaya başlamasına yol açarak ortak kamusal zemini zayıflattığını belirtti.
Özgürlük, Özerklik ve Yapısal Kriz
Bir insanın düşünce dünyasının büyük ölçüde maruz kaldığı bilgilere göre şekillendiğini hatırlatan Avşar, bilgi akışı görünmez algoritmik sistemler tarafından yönlendiriliyorsa, bireyin düşünme süreçlerinin başlangıç noktasının da dolaylı biçimde bu sistemler tarafından belirlenmiş olacağını ifade etti. Algoritmaların, neyi göreceğimizi, neyi merak edeceğimizi, hangi konulara tepki vereceğimizi ve neyi önemli sayacağımızı etkileyebildiğini söyledi. Bu durumun, bireysel karar verme süreçlerinin arka planında görünmez bir altyapı oluşturduğunu ve bireyin kendi düşüncelerini özgürce oluşturduğunu varsayarken, aslında bilginin belirli bir çerçeve içinde sunulmuş olmasının düşünce malzemesini şekillendirdiğini belirtti.
Avşar, algoritmik çağda karşı karşıya olunan sorunun sadece teknolojik bir mesele olmadığını, aynı zamanda özgürlük, özerklik ve kamusal akıl açısından derin bir yapısal kriz olduğunu vurguladı. Dijital dünyada karşılaşılan içeriklerin önemli bir bölümünün artık rastlantının ürünü olmadığını, tasarlanmış bir görünürlük düzeninin parçası olduğunu ve bu düzenin merkezinde hakikatten çok dikkat olduğunu söyledi. Dikkatin ekonomik ve siyasi değeri arttıkça, onu yöneten algoritmik sistemlerin toplumsal etkisinin de büyüdüğünü ekledi. Bu nedenle dijital çağda özgürlüğü tartışırken, erişebildiğimiz bilgilerin nasıl görünür hâle geldiği ve görünürlüğün kim tarafından belirlendiği üzerinde düşünmenin gerekliliğini vurguladı. Avşar, dijital çağın en önemli sorularından birinin, bireyin gerçekten seçtiğini mi gördüğü, yoksa gördüğünü seçtiğini mi sandığı olduğunu belirterek yazısını sonlandırdı.

