Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkan Vekili Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin, son dönemde yaşanan okul saldırılarını değerlendirerek, bu durumun sadece bir güvenlik sorunu olmadığını, aynı zamanda derin bir kentsel toplumsal mesele olduğunu vurguladı. Şahin, bu tür olayların bireysel vakalar olarak ele alınmasının yetersiz olduğunu, meselenin daha derin toplumsal arka planlara sahip olduğunu belirtti.
Modern toplumlarda şiddetin devletin tekelinde ve hukuk sistemiyle sınırlandırılmış bir güç olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Şahin, adalet duygusuna olan inancın zayıflaması halinde şiddetin toplumsal zeminde farklı biçimlerde karşılık bulabildiğini ifade etti. Kentle kurulan bağın zayıflamasının, toplumsal aidiyeti de zayıflattığına dikkat çekti.
Gençlerin Aidiyet ve İfade Alanları Daralıyor
Prof. Dr. Şahin, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri alanların giderek daraldığı bir dönemde yaşandığını dile getirdi. Kamusal mekanların ve demokratik katılım kanallarının zayıflamasının, aidiyet duygusunu aşındırdığını ve kent yaşamının gençler için bir deneyim ve etkileşim alanı olmaktan uzaklaştığını belirtti. Bu durumun, gençlerin şehirle kurduğu bağı doğrudan zayıflattığını söyledi.
Popüler kültürün ortak bir dil üretme işlevinin zayıflamasıyla oluşan boşluğun, akran ilişkileri ve dijital mecralar üzerinden doldurulmaya çalışıldığını belirten Şahin, bu yapıların gençler üzerinde yoğun ancak kırılgan bir etki alanı oluşturduğunu ifade etti. Küresel gelişmeler, savaşlar ve belirsizliklerin de gençlerin gelecekle kurduğu bağı zedelediğini, bunun sonucunda yalnızlık ve aidiyetsizlik duygularının yaygınlaştığını ve bazı durumlarda şiddetin bir ifade biçimine dönüşebildiğini vurguladı. Bu nedenle sorunun yalnızca güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri sosyal ve kamusal alanların güçlendirilmesi ve kentle kurulan ilişkinin yeniden inşa edilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.
Çözüm Toplumsal ve İnsani Yaklaşım Gerektiriyor
Masanın sadece kurumsal ve yapısal bir problem olarak değerlendirilmesinin yeterli olmadığını düşündüğünü ifade eden Prof. Dr. Şahin, çocukların ve gençlerin en temel düzeyde ailelerinden ilgi, sevgi ve rehberlik beklediğini söyledi. Bu nedenle çözümün teknik değil, son derece insani bir zemine dayanması gerektiğine inandığını belirtti. Aile bağlarının güçlendirilmesi ve çocukların kendilerini değerli, görülmüş ve anlaşılmış hissetmelerinin kritik önem taşıdığını vurguladı.
Dopamin Döngüsü ve Mental Sorunlar
Teknolojinin de etkisiyle gençlerin kapalı bir döngünün içine sürüklendiğini belirten Şahin, bunun sürekli uyarılan ama derinleşemeyen bir dikkat, sürekli yükselen ama anlam üretemeyen bir duygu hali ortaya çıkardığını ifade etti. Bu durumun bir tür dopamin döngüsü yarattığını ve bunun sonucu olarak gençler arasında mental sorunların artık istisna olmaktan çıkıp giderek yaygın bir gerçekliğe dönüştüğünü söyledi. Bu döngünün, gençleri sadece yalnız değil, aynı zamanda bağsız, aidiyetsiz ve hedefsiz hale getirdiğini vurguladı. Asıl tehlikenin tam da burada başladığını belirten Şahin, doğru yerden bakılmadığı sürece yalnızca sonuçların konuşulacağını, asıl nedenlerin gözden kaçırılacağını söyledi. Sorunun kökenine inmeden yapılan her değerlendirmenin eksik kalacağını, bu nedenle meseleyi sadece görünen yönüyle değil, onu doğuran sebepleriyle birlikte ele almak gerektiğini ifade etti.
Yaşanan üzücü olaylar nedeniyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileyen Prof. Dr. Şahin, yaralı vatandaşlara acil şifalar dilediğini, eğitim camiasına ve tüm öğrencilere geçmiş olsun dileklerini ilettiğini belirtti. Bu tür acıların bir daha yaşanmaması temennisiyle, herkesin ortak sorumluluğunun çocukları güvenli, huzurlu ve umut dolu bir geleceğe hazırlamak olduğunu bir kez daha vurguladı. Saygılarımla, Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin Ankara Kent Konseyi Başkan Vekili.

