Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası’nın (JMO) 26 Nisan’da yapılan seçimlerine yönelik usulsüzlük iddiaları ve adaylık süreçlerindeki tartışmalar yargıya taşındı. Meslek camiasının merakla beklediği davada, seçimlerin iptal edilip edilmeyeceği ve ortaya atılan hukuki iddiaların geçerliliği mahkeme tarafından değerlendirilecek.
Bu dava, meslek odalarının demokratik işleyişi, seçim güvenliği ve üyelerin temsil hakkı açısından büyük önem taşıyor. Jeoloji mühendisleri başta olmak üzere meslek camiası, süreci yakından takip ediyor.
“Demokratik İlkelere ve Seçim Güvenliğine Aykırı Davranıldı”
Seçimlere “Beyaz Liste” ile katılan Yenilikçi Jeoloji Mühendisleri Platformu adına davayı açan Av. Yağmur Aygün Börekçi, seçim sürecinin demokratik ilkelere, seçim güvenliğine ve üyelerin iradesinin özgürce sandığa yansımasına uygun olmadığını belirtti. Bu gerekçelerle hukuki yollara başvurduklarını ifade eden Av. Börekçi, sürecin mesleki rekabet sınırlarını aştığını ve üyeler üzerinde baskı oluşturduğunu iddia etti.
“Kendi Meslektaşının Hakkını Savunmayan Bir Yönetim Anlayışı Var”
Av. Yağmur Aygün Börekçi, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek odasının tarafsızlık ve güvenilirlik ilkelerine bağlı kalması gerektiğini vurgulayarak, mevcut yönetim anlayışını eleştirdi. Börekçi, “Demokrasiyi ve kadın haklarını her platformda savunduğunu iddia ederken, kendi meslektaşının en temel demokratik hakkını savunmayan, hatta bunu engelleyen ve yapılan haksız uygulamalara göz göre göre sesini çıkartmayan bir yönetim anlayışı mevcuttur. Bu yaklaşımın, kamu kurumu niteliğinde olan meslek odamızın güvenirliğine ve tarafsızlık ilkelerine ne denli büyük bir zarar verdiği çok açıktır.” dedi.
“Adaylara Yönelik Baskı ve Tehdit İddiaları Ciddi Boyutta”
Meslek odalarının temel amacının, üyeler arasında ayrım gözetmeksizin demokratik bir temsil ortamı sağlamak olduğunu belirten Av. Börekçi, 26 Nisan seçimlerinde sınırların aşıldığını savundu. Mevcut yönetime karşı aday olma iradesi gösteren bazı üyelerin, yönetim ve oda kurullarında görev alan kişiler tarafından baskı ve tehditlere maruz kaldıklarına dair ciddi beyanlar bulunduğunu söyledi.
“Bu Koşullarda Yapılan Seçim Demokratik Kabul Edilemez, İptal Gereklidir”
Ortaya çıkan eylemlerin serbest seçim ilkesi, eşit temsil hakkı ve demokratik oda işleyişi ile bağdaşmadığını dile getiren Av. Börekçi, seçimlerin iptali gerektiğini şu sözlerle özetledi: “Seçim sürecinde üyelerin özgür iradesini ipotek altına almaya çalışan, adaylar arasında açıkça eşitsizlik yaratan ve seçim ortamını baskı altına alan bu hukuka aykırı uygulamalar nedeniyle; gerçekleştirilen seçimlerin sağlıklı, serbest ve demokratik koşullarda yapıldığından söz etmek mümkün değildir. Bu nedenlerle dava konusu seçimlerin iptali gerekmektedir.”
“Meslek Odaları Belli Çevrelerin Tahakküm Alanı Değildir”
Yargı sürecinin sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirten Av. Börekçi, meslek kamuoyuna şu mesajı verdi: “Seçim sürecinde yaşanan hukuka aykırılıkların üzerinin örtülmesine asla izin vermeyeceğiz. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Meslek odaları belli çevrelerin tahakküm alanı değil, tüm üyelerin ortak iradesidir. Hiçbir seçim süreci yargı denetiminin üstünde değildir. Adaletin tecelli edeceğine olan inancımızla, yargı sürecinin sonuna kadar takipçisi olacağız.”
Uzmanlar, meslek odası seçimlerine ilişkin davaların, demokratik temsil ve seçim güvenliği açısından emsal niteliği taşıyabileceğini belirtiyor. Mahkemenin vereceği kararın, benzer süreçler için de yol gösterici olması bekleniyor. Dava süreci devam etmekte olup, nihai karar yetkisi mahkemeye aittir.

