ANKARA – BHA
İçişleri Bakan Yardımcısı Turan, çocukların risk altında olmasının çağın bir utanç vesilesi olduğunu belirterek, “Bir çocuk niye risk altında olur ki? Daha kendine bakmaktan aciz olan bir evlat, emanet neden risk altında olabilir? Risk altında olan çocuk değil. Risk altında olan bizim kendimiz, toplumumuz, devletimiz ve geleceğimizdir.” dedi.
Anayasanın gençlerin korunmasına yönelik devlete yüklediği görevlere işaret eden Turan, teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan siber suçlar, dijital bağımlılıklar ve çevrimiçi kumar gibi yeni tehditlere dikkat çekti. Bu bağlamda, Anayasanın gençliği korumaya yönelik hükümlerinin güncellenmesi gerektiğini vurguladı.
Dünyadaki tüm çocukların aynı şartlarda yaşamadığını belirten Turan, Gazze’de doğan bir çocukla Türkiye’de doğan bir çocuğun geleceğinin aynı olmadığını söyledi. Türkiye’de de çocuk istismarı, aile içi şiddet ve çocuk emeği gibi sorunların bulunduğunu kaydeden Turan, toplumun çevresine karşı daha duyarlı olması gerektiğini ifade etti. “Gözümüzü açmak, dikkat etmek, komşumuzla, akrabamızla ve çevremizle ilgilenmek hepimizin boynunun borcudur. Her şeyi devlet hayata geçiremez.” diye konuştu.
Konuşmasında koruyucu aile sisteminin önemine de değinen Turan, ağır ihmal ve şiddete maruz kalmış bir çocuğun, koruyucu bir ailenin sevgisiyle hayata tutunma hikayesini paylaştı. Çocuğun yaşadığı travmaya rağmen koruyucu aile sayesinde sağlığına kavuşup okula başladığını aktardı.
Turan, uyuşturucuyla mücadelede Türkiye’nin uluslararası sorumluluk anlayışıyla hareket ettiğini ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmaya çalışılan uyuşturucu maddelere karşı kapsamlı operasyonlar yürüttüğünü belirtti. İnsan hayatının sınırlar ve milliyetler üstü bir değer olduğunu vurguladı.
Somali Cumhurbaşkanı’nın “Türkiye’den başka kimimiz var ki?” sözlerini hatırlatan Turan, Türkiye’nin dünyanın farklı bölgelerinde yürüttüğü insani faaliyetlerin uluslararası alanda takdir gördüğünü söyledi. Sivil toplum kuruluşlarının önemine de değinen Turan, bürokrasinin sadece mevzuat ve evrak süreçlerinden ibaret olmaması gerektiğini, devlet ile sivil toplumun daha fazla iş birliği yapması gerektiğini belirtti.

