Bugün, dünya enerji ihtiyacının büyük çoğunluğunu hala petrol, kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılıyor. Bu durum, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 68’ini oluşturarak iklim krizini derinleştiriyor. İklim krizi artık sadece çevresel bir sorun olmanın ötesine geçerek, ekonomik ve sosyal kırılganlıkları da beraberinde getiriyor. Yaşam maliyetleri artarken, enerji sistemleri daha da kırılgan hale geliyor.
Bilimsel veriler, karşı karşıya olduğumuz riskin geleceğe ait bir senaryo olmadığını, bugünün gerçeği olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Son on yıl (2015-2024), kayıtlara geçen en sıcak dönem olurken, ölçülen en sıcak sekiz yılın tamamı bu on yıl içinde yaşandı. Bu durum, fosil yakıtlara dayalı mevcut modelin hem iklimi hem de toplumları zorladığını gösteriyor.
Santa Marta’da Kritik Eşik: Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı
Kolombiya’nın Santa Marta kentinde 24-29 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan Birinci Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı (TAFF), bu kritik süreçte önemli bir dönüm noktası olacak. Kolombiya ve Hollanda’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek konferans, fosil yakıtlardan adil ve düzenli bir geçişi savunan ülkeleri, yerel yönetimleri ve paydaşları bir araya getirecek. Bu konferans, genel taahhütlerin ötesine geçerek uygulanabilir yol haritalarının konuşulacağı yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Raporlar Ne Diyor? Ekonomik ve Jeopolitik Riskler
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD) ve diğer kuruluşların ortak katkılarıyla hazırlanan bir rapor, temiz enerji yatırımlarının hızla arttığını ancak ülkelerin fosil yakıt planlarının 1,5°C hedefiyle uyumlu olmadığını gösteriyor. Bu uyumsuzluk, ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik riskler ve atıl varlıklar gibi çok boyutlu kırılganlıklar yaratıyor. Sorunun temelinde, ulusal planlar, uluslararası koalisyonlar ve sektörel girişimler arasındaki tutarlılık ve koordinasyon eksikliği yatıyor.
Gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji finansmanından aldığı payın sınırlı kalması, geçişin hızını ve adaletini kısıtlayan yapısal bir sorun olarak öne çıkıyor. Buna rağmen, 80’den fazla ülke COP30’da fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik bir yol haritasını destekledi. En az 46 ülke elektrik sektöründe karbonsuzlaşma planına sahipken, 11 ülke de fosil yakıt arzını azaltma planları geliştiriyor.
Fosil Yakıtlardan Çıkış: Bir Tercih Değil, Zorunluluk
Bilimsel verilere göre, dünyada güvenli ve yaşanabilir koşulların korunabilmesi için sıcaklık artışının 1,5°C ile sınırlandırılması gerekiyor. Bu hedefe ulaşmak için küresel emisyonların 2030’a kadar yüzde 42, 2035’e kadar ise yüzde 57 azaltılması şart. Bu, mevcut fosil yakıt rezervlerinin önemli bir kısmının, özellikle kömürün yaklaşık yüzde 90’ının ve petrol ile gazın yüzde 60’ının, yer altında bırakılması gerektiği anlamına geliyor.
Fosil yakıtlardan çıkış, yalnızca enerji üretiminde bir değişiklik değil; üretimden tüketime, finansmandan yönetişime kadar uzanan bütüncül bir dönüşüm gerektiriyor. Güvenilir bir geçiş planı; bilimle uyum, ülkelerin sorumluluk ve kapasite farklarını gözetme, katılımcılık, şeffaflık, ulusal sahiplenme ve uluslararası koordinasyonu içermeli.
Beklemenin Maliyeti Artıyor: Kamu Maliyesi ve Ekonomi Üzerindeki Yük
Fosil yakıtlara dayalı sistem, iklim üzerinde olduğu kadar kamu maliyesi üzerinde de ağır bir yük oluşturuyor. Hükümetler 2023’te fosil yakıtlara yaklaşık 1,1 trilyon ABD doları sübvansiyon sağladı. İklim ve sağlık maliyetleri eklendiğinde, toplam yükün 7 trilyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. Bu durum, fosil yakıtların ucuz bir enerji kaynağı olduğu algısının gerçeği yansıtmadığını, aksine görünmeyen maliyetlerini toplumun tamamına yüklediğini gösteriyor.
Uluslararası iş birliği de bu süreçte kritik rol oynuyor. Paris Anlaşması’nın imzalandığı 2015’ten bu yana sera gazı emisyonlarındaki yıllık artış hızı belirgin şekilde yavaşladı. Ancak mevcut ilerleme hala yeterli değil.
SEFİA Direktörü Bengisu Özenç: “Asıl Mesele Nasıl Geçtiğimiz”
SEFİA Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, Dünya Günü’nün fosil yakıtlara bağımlı bir geleceğin güvenliği garanti edemeyeceğini hatırlattığını vurguluyor. Özenç,

