Ankara Kent Konseyi (AKK), Başkent’in değerlerine ışık tutmaya devam ediyor. ‘Ankara’ya İz Bırakanlar’ serisi kapsamında bu kez Ankara’nın asırlık tatlı hafızası, geleneksel lezzetlerin değişmeyen adresi Şekerci Ali Uzun konuk oldu. Ankara’nın sokaklarında, bayram sabahlarında ve en tatlı anılarında yer edinen bu marka, kuşaktan kuşağa aktarılan lezzetleriyle anıldı.
Babadan Oğula Bir Lezzet Serüveni
Osmanlı lonca geleneklerinden Cumhuriyet’in modern başkentine uzanan bir hikayeye sahip Ali Uzun’un serüveni, babası ‘Şehzadebaşı Şekercisi Osman Nuri’ lakaplı ustanın izinden giderek şekercilik mesleğinde unutulmaz bir yer edinmesiyle başladı. Babasından akide şekeri ve lokum yapımının tüm sırlarını öğrenen Ali Uzun, 1935 yılında kendi markasını kurarak Ankara Ulus Karaoğlan’da (şimdiki Anafartalar Çarşısı) ilk bağımsız dükkanını açtı.
Geleneksel lezzetlere bağlı kalmakla yetinmeyen Ali Uzun, 1949 yılında dönemin şartlarına göre yenilikçi bir adım atarak çikolata üretimine de başladı. ‘Monte Karlo’, ‘Düğ Madlen’ ve ‘Çiğ Badem Ezmesi’ gibi ürünleriyle çikolata alanında da adından söz ettirdi.
Şekercilikten Turizme Uzanan Başarı
‘Ali Uzun Lokumu’ ve ‘Kral Lokumu’ gibi çikolatalı lokumlarıyla başarısını perçinleyen Ali Uzun, bu başarıyı farklı sektörlere de taşıdı. Ankara’nın Dışkapı semtinde ‘Uzun Otel’ adıyla turistik bir tesis açan Uzun, imalathanesini de otelin alt katına konumlandırdı. O dönemde Ankara’nın en yüksek binalarından biri olan bu tesis, 1970’lerin sonuna kadar şehrin saygın otellerinden biri olarak hizmet verdi.
1986 yılında vefat eden Ali Uzun, geliştirdiği özel ürünler ve yenilikçi üretim anlayışıyla Türk şekerleme kültürüne önemli bir miras bıraktı. 1987’de Kızılay şubesinin açılmasıyla aile geleneği yeni kuşaklara aktarıldı. Torunlarının da katılımıyla kurum kültürü sürdürülmekte, geleneksel el yapımı tariflerin özü korunarak üretime Ankara’da devam edilmektedir.
Ankara’nın Gastronomik Mirası
Ali Uzun’un Ankara’nın kültürel ve gastronomik hafızasına kazandırdığı özgün lezzetler, sadece bir markanın değil; emeğin, ustalığın ve geleneksel üretim anlayışının da simgesi olmuştur. Başkent Ankara’ya kattığı değerler, yetiştirdiği ustalar ve nesilden nesile aktarılan seçkin tatlarıyla Ali Uzun, saygı, minnet ve rahmetle anılmaktadır. Bıraktığı köklü mirasın yaşamaya devam etmesi, bu topraklara değer katan ustaların unutulmadığının bir göstergesidir.

