AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, Türkiye’nin NATO içerisindeki kritik diplomatik konumuna dikkat çekerek, ittifakın geleceğine yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya ziyaretini örnek gösteren Babacan, bu ziyaretin Türkiye’nin hem NATO üyeliğini hem de bölgesel diplomatik ilişkilerini başarıyla yürütebildiğini gösterdiğini belirtti.
Türkiye’nin Eşsiz Muhataplık Yeteneği
Babacan, Türkiye’nin riskli ve çatışmalı bölgelerdeki aktörlerle doğrudan temas kurabilme kabiliyetinin NATO için büyük önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin Rusya, İran ve Suriye gibi hassas coğrafyalardaki doğrudan muhataplarla görüşebilen yegâne NATO ülkesi olduğunu ifade eden Babacan, bu durumun yalnızca coğrafi konumdan değil, aynı zamanda Türkiye’nin jeopolitik gerçekliğini askeri kapasite ve diplomasiyle tahkim etmesinden kaynaklandığını belirtti. “Jeopolitik gerçekliği doğrudan askerî savunma gücünüzle ve diplomasi gücünüzle tahkim etmezseniz bu jeopolitik durumu kırılgan bir zeminde işletirsiniz,” diyen Babacan, Türkiye’nin son 15 yılda dış politikasını bu iki unsuru bir arada kullanarak yürüttüğünü söyledi.
NATO’nun Geleceği ve ‘NATO 3.0’ Vizyonu
NATO’nun geleceğine dair tartışmaların yeni olmadığını hatırlatan Babacan, 2010 Lizbon ve Madrid Zirvelerine atıfta bulundu. Bu zirvelerde NATO’nun öncelikleri konusundaki belirsizliklere dikkat çeken Babacan, Türkiye’nin bu konudaki görüşlerini sürekli aktardığını belirtti. Babacan, NATO’nun temel önceliğinin sadece çatışmaları sonlandırmak mı, yoksa bölgesel ve küresel bir güvenlik iklimi oluşturmak mı olması gerektiğini sorguladı. Yeni bir NATO anlayışını ‘NATO 3.0’ olarak tanımlayan Babacan, ittifakın sadece savaş ve çatışmaların olmadığı bir güvenlik anlayışıyla hareket etmemesi gerektiğini savundu. “Biz artık negatif güvenlik ikliminden, yani çatışmaların olmadığı bir iklimden; barışın, demokrasinin ve insan haklarının esas alındığı bir anlayışa geçilmesi gerektiğini söylüyoruz,” diyen Babacan, bu yaklaşımın Türkiye’nin bulunduğu bölgeden başlayarak küresel ölçekte uygulanabileceğini ifade etti. Barış ortamının dışarıdan dayatılan yöntemlerle değil, ülkelerin kendi dinamikleri doğrultusunda kurulması gerektiğini vurguladı.
Gazze Konusunda Eleştiri ve Küresel Adalet Vurgusu
Babacan, NATO’nun Gazze konusunda sergilediği tutumu eleştirerek, ittifakın bu süreçten ders çıkarması gerektiğini belirtti. “Gazze konusundaki o felaket kötü pozisyonlanmasından sıyrılarak geleceğe dair ciddi dersler çıkarabilir. Buna da Türkiye öncülük edebilir,” dedi. ABD ve Avrupa ülkelerinin barış, güvenlik, demokrasi ve insan hakları konusunda tutarlı bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini kaydeden Babacan, bu değerlerin ülkelere veya kimliklere göre değişmemesi gerektiğini söyledi. “Bunun tarafı yok, bunun dini yok, bunun dili yok. Gerçek ve ilkeli bir pozisyon geliştirmek durumundalar,” ifadelerini kullandı. Yeni bir NATO anlayışının, sadece askeri güvenliğe değil, barış, demokrasi ve insan haklarına dayanan bir perspektifle şekillendirilmesi gerektiğini savunan Babacan, Türkiye’nin bu süreçte öncü rol üstlenebileceğini sözlerine ekledi.

