Türkiye’de dijitalleşmenin hızla yaygınlaşması, mevcut yasal sistemleri zorlamaya devam ediyor. TİMBİR (Tüm İnternet Medya Yayıncıları Derneği) Başkanvekili Cüneyd Altıparmak tarafından hazırlanan yeni bir taslak, özellikle sosyal medya şirketlerine yapılacak tebligat süreçlerinde köklü değişiklikler öngörüyor. Mevcut 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun fiziksel adres temelli yapısının, dijital çağın gerektirdiği hızlı ve etkin iletişimi karşılamakta yetersiz kaldığı belirtiliyor.
Türkiye’de milyonlarca kullanıcısı bulunan küresel sosyal ağ sağlayıcılarının, hukuki süreçlerde muhatap bulunamaması ve tebligat yapılamaması önemli bir sorun teşkil ediyor. Altıparmak’ın metninde bu durum, “fiili varlık – hukuki yokluk” çelişkisi olarak tanımlanıyor. Yani, bu şirketler Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösterirken, yasal yükümlülüklerden kaçınabiliyor.
Elektronik Tebligat Zorunlu Hale Geliyor
Teklif kapsamında, günlük erişimi 1 milyonun üzerinde olan sosyal medya platformlarının elektronik tebligat adresi almak zorunda olması planlanıyor. Bu adresler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) bildirilecek ve tebligatlar öncelikli olarak bu adresler üzerinden yapılacak.
Alternatif Tebligat Yöntemleri de Düzenlendi
Platformların yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda iki alternatif tebligat yöntemi öngörülüyor:
- E-posta Yöntemi: Platformun kendi web sitesinde yer alan resmi e-posta adresine gönderilen bildirim, 5 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacak.
- İanen Tebligat Yöntemi: Tebligatlar, BTK bünyesinde oluşturulacak “Sosyal Ağ Sağlayıcılarına İlanen Tebligatlar” bölümünde yayımlanacak ve yine yayımlandıktan 5 gün sonra yapılmış kabul edilecek.
Her iki yöntemde de, tebligatın alınmaması veya reddedilmesi, yasal süreci geçersiz kılmayacak. Ayrıca, sosyal medya şirketlerine yapılacak tüm tebligatların Türkçe olması ve bu tebligatların kabulünün zorunlu tutulması da teklifin önemli maddeleri arasında yer alıyor.
Uluslararası Örnekler Dikkate Alındı
Hazırlanan taslakta, Avrupa Birliği’ndeki Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Almanya’daki NetzDG gibi düzenlemelerden ilham alındığı belirtiliyor. Bu tür düzenlemeler, dijital platformların faaliyet gösterdikleri ülkelerin hukuk sistemlerine karşı daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamayı hedefliyor.

