Artvin’de Arıcılık Sektörünün Geleceği Masaya Yatırıldı
Artvin Valiliği koordinasyonunda, Artvin Borsası, Artvin Ticaret ve Sanayi Odası, Artvin Çoruh Üniversitesi ve Arı Yetiştiricileri Birliği’nin iş birliğiyle düzenlenen “Artvin’in Altın Değeri Bal” temalı çalıştay, Nihat Gökyiğit Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kafkas arısının gen merkezi olarak bilinen Artvin’de, arıcılık sektörünün gelişimini destekleyecek stratejilerin ele alındığı etkinlikte, bölgenin eşsiz florası ve arıcılığın ekonomik ve ekolojik önemi vurgulandı.
Artvin Balının Potansiyeli ve Coğrafi İşaret Çalışmaları
Vali Vekili İsmail Erdoğan, Artvin’in zengin bitki örtüsü, Macahel Biyosfer Rezerv Alanı ve ekolojik çeşitliliği sayesinde arıcılık için önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Bölgede 2.700’den fazla bitki türünün bulunması ve yüksek endemizm oranının, arıcılığa önemli avantajlar sağladığını ifade eden Erdoğan, “Hatila balı ve Arhavi kestane balı coğrafi işaret almıştır. Kabaca Balı, Macahel Balı ve Ardanuç Yeşil Balı için de coğrafi işaret çalışmaları devam etmektedir. Her vadimizde farklı aromalara sahip bal üretilmektedir.” dedi. Geçtiğimiz yıl verilerine göre 112 bin civarında aktif koloni ve yıllık 1400 ton civarında üretimle Artvin balının önemli bir ekonomik değer oluşturduğuna dikkat çeken Erdoğan, çalıştaydan Artvin balının marka değerine katkı sağlamasını ve üreticilere faydalı olmasını temenni etti.
Markalaşma ve Sektörel Gelişim İçin Adımlar
Ticaret Borsası Başkanı Osman Akyürek, Artvin balının ulusal ve uluslararası alanda daha güçlü bir marka olması için çaba gösterdiklerini söyledi. Arıcılığın sadece bal üretimi olmadığını, aynı zamanda doğayı koruma, kırsalı ayakta tutma ve aile ekonomisine katkı sağlama açısından da kritik bir faaliyet olduğunu vurgulayan Akyiürek, gençlerin ve kadınların arıcılığa katılımının artırılmasının önemine değindi. Ayrıca, Artvin arıcılığının gelişimine katkı sunan iş insanı Nihat Gökyiğit rahmetle anıldı.
Bilimsel Çalışmalar ve Kafkas Arısının Genetik Korunması
Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İrfan Kandemir, 1994’ten beri sürdürdüğü arıcılıkla ilgili bilimsel çalışmalar hakkında bilgi verdi. Özellikle Camili (Macahel) bölgesindeki araştırmalarına değinen Kandemir, Türkiye’nin arıcılıkta doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği sayesinde önemli bir konumda olduğunu belirtti. Avrupa’da yaklaşık 2 bin bitki türü bulunurken, Türkiye’de bu sayının 12 bin civarında ve yaklaşık 3.500’ünün endemik olduğunu hatırlatan Kandemir, bu zenginliğin arıcılık için büyük bir avantaj olduğunu vurguladı. 1998’den itibaren daha sistemli hale gelen çalışmalarla Kafkas arısının tescil sürecinin ilerlediğini anlatan Kandemir, morfolojik analizler, DNA dizilemeleri ve genetik testlerle arıların kökenlerinin belirlendiğini ifade etti. Bu çalışmaların bir ekip işi olduğunu ve uzun yıllara yayılan büyük bir emeğin sonucu olduğunu belirten Kandemir, “Bugün artık genetik analizlerle, Türkiye’deki arıların diğer ülkelerdeki arılardan kolaylıkla ayırt edilebildiği bir noktadayız.” dedi. 1998’de elde edilen verilerle 2023’teki çalışmaların sonuçlarının büyük ölçüde örtüşmesinin, Kafkas arısının Artvin’de genetik olarak korunmaya devam ettiğini gösterdiğini ve bunun önemli bir başarı olduğunu vurguladı. Kandemir, Türkiye’nin yerli arı ırklarını koruma konusundaki başarısına dikkat çekerek, “Arı yoksa tarım yoktur. Arı yoksa gıda yoktur. Arı yoksa hayat yoktur.” sözleriyle konunun önemini dile getirdi.
Çalıştayda Sunulan Diğer Konular
Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aslı Özkırım’ın başkanlığında gerçekleşen çalıştayda, Dr. Tuğba Nigar Bozkuş, Kazım Doğan gibi isimler de Türkiye’de arıcılığın korunması, iklim değişikliği ve arıcılık, bal dışı arı ürünleri ile arıcıların sorunları ve sorumlulukları üzerine sunumlar yaptı. Sunumların ardından katılımcılarla arıcıların talep ve önerileri dinlenerek soruları yanıtlandı.

