Hayat Aras’tan Novosibirsk İzlenimleri: Güven ve Ortak Kültürün Sınırları Aştığı Anlar
  1. Anasayfa
  2. Yerel

Hayat Aras’tan Novosibirsk İzlenimleri: Güven ve Ortak Kültürün Sınırları Aştığı Anlar

Izopoint - Yalıtım ve Yapı Kimyasalları

Eğitimci ve Türkolog Hayat Aras, ‘Altay’dan Anadolu’ya Bitikler’ adlı gezi yazısı dizisinin ikinci bölümünde, Rusya’nın Sibirya eyaletindeki Novosibirsk’te yaşadığı deneyimleri okuyucularıyla paylaştı. Aras’ın yazısı, şehrin kendine özgü atmosferini, insan ilişkilerini ve kültürel dokusunu ön plana çıkarıyor.

Novosibirsk’te Yaz Gecesi ve Beklenmedik Sıcaklık

Aras, Novosibirsk’e yaptığı ziyaretinde, dondurucu Sibirya ayazı yerine temmuz ayının ılık yaz serinliğiyle karşılaştığını belirtiyor. Gece saatlerinde şehrin neon ışıklarıyla aydınlanan yapısı, onu adeta bir mühendislik anıtına benzetiyor. Moskova’dan yaklaşık 3.300 kilometre doğuda yer alan bu metropolde, gün batımının ardından gökyüzünün laciverte büründüğü anlarda zamanın durduğu hissini yaşıyor.

Ertesi sabah Altay’a yapacağı uçuş öncesinde, Sibirya’nın kalbine dair birkaç kısıtlı saati değerlendirme fırsatı buluyor. Tolmachevo Havalimanı’ndan çıkarken karşılaştığı kozmopolit atmosfer, gurbeti sıla gibi hissettiriyor. Havalimanı çalışanları ve taksicilerin çoğunluğunun Özbek, Kazak ve Kırgız olması, Aras’ın kendi dilinde iletişim kurabilmesiyle ortak bir bağ oluşturuyor.

Güven Köprüsü: Telefonlar Emanet Edildi

Şehir merkezine gitmek üzere Özbek bir taksiciyle konuşan Aras, dilin bir köprü olduğunu ve gönüllerin birleştiğini ifade ediyor. Kendisini Lenin Meydanı’na götürecek olan taksici ve arkadaşları, Aras’ın ağır çantalarını alıp bagaja yerleştiriyor ve geceyi rahatça geçirmesi için onu havalimanına sabaha karşı bırakacaklarını söylüyorlar. Bu jest karşısında Aras, kendilerine güvenmesi için cep telefonlarını çekinmeden eline tutuşturan bu insanların dürüstlüğüne hayran kalıyor. Emanete gösterilen bu saygı, Aras’ın ruhunda derin bir güven duygusu uyandırıyor.

Sibirya’nın Şikago’su: Hızlı Büyümenin Şehri

Sınırlı zamanını en verimli şekilde kullanmak isteyen Aras, şehrin sokaklarına dalıyor. 70 yıl içinde 1 milyon nüfusa ulaşarak ‘Sibirya’nın Şikago’su’ olarak anılan Novosibirsk’in baş döndürücü büyüme hızına dikkat çekiyor. Moskova ve Leningrad’dan sonra Rusya’nın üçüncü büyük şehri olan Novosibirsk, yaklaşık 1.6 milyonluk nüfusuyla Sibirya’nın en kalabalık merkezi konumunda.

Temelleri 1893’te atılan ve başlangıçta ‘Yeni Nikolay’ anlamına gelen Novonikolayevsk adıyla anılan şehir, 1926’da ‘Yeni Sibirya’yı ifade eden Novosibirsk ismini alıyor. Bu dönüşümün en görkemli tanıklarından biri, şehrin kalbinde yükselen büyük opera binası. Aras, İkinci Dünya Savaşı sırasında hipnotizör Wolf Messing’in sahne aldığı bu opera binasını, Sibirya’nın ortasında insan aklının kurduğu en büyük kültürel kale olarak tanımlıyor.

Kültürel Yankılar ve Şehrin Gizemli Dokusu

Gece yarısının sessizliğinde, bir itfaiye çalışanının söylediği ‘Moy Novosibirsk Rodnoy’ ezgisinin yankılarını düşleyen Aras, şehrin sokaklarının, genç yaşta hayatını kaybeden şarkıcı Yanka Dyagileva’nın hüzünlü ezgilerini de barındırdığını belirtiyor. Neo-Bizans tarzındaki Aleksandr Nevski Katedrali’nin altın kubbeleri, şehrin gece ışıklarıyla adeta parlıyor. Yolları yıkayan bir kamyonun görüntüsü, Aras’ı çocukluğunun saf yaz günlerine götürüyor.

Sibirya’nın ortasında, kışın dondurucu ayazında rayların donmasını engellemek için tasarlanmış 2.145 metre uzunluğundaki dünyanın en uzun kapalı metro köprüsünü gören Aras, bu yapıyı şehrin gerdanındaki çelik bir gerdanlık olarak betimliyor. Ob Nehri’nin siyah sularının, tıpkı çocukluğundaki yaz geceleri gibi gökyüzünün tüm yıldızlarını sakladığını gözlemliyor.

Türk Halklarının Mirası ve Yaklaşan Yolculuk

Aras, coğrafi sınırları değişkenlik gösteren ve Avrupa kıtasından bile büyük olan bu topraklarda sadece Rusların değil, aynı zamanda Yakut/Saha, Tuva, Altay gibi eski Türk halklarının da yaşadığını vurguluyor. Bu halkların, zorlayıcı koşullara rağmen zengin sözlü kültürlerini günümüze kadar korumayı başardıklarını ve 20. yüzyılın ikinci çeyreğinden sonra Kiril alfabesini kullanmaya başladıklarını belirtiyor.

Akademik ve kültürel gezisi sona erdiğinde, söz verildiği gibi tam saatinde alınan Aras, havalimanına bırakılıyor. Novosibirsk’ten kalkacak kısa uçuşla asıl rotası olan Altaylar’a doğru yola çıkmadan önce, bir Sibirya gecesinde uzatılan kardeş elin, ‘biz olmanın’ en saf kanıtı olarak hafızasına kazındığını ifade ediyor. Bu topraklardan ayrılırken, Asya’nın merkezi Kızıl ve yanındaki Ene-Say (Yenisey) nehrini düşünüyor. Novosibirsk’te geçirdiği birkaç saatlik deneyim, doğanın genişliğine karşı insan aklının ve teknolojisinin kurduğu görkemli bir medeniyet meydan okuması olarak zihninde yer ediyor ve onu Altaylar’ın ulu ruhlarının beklediği zirvelere doğru yolcu ediyor.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir