Eğitimci Hayat Aras’tan ‘Altay’dan Anadolu’ya Bitikler’: Masalsı Bir Yolculuk
  1. Anasayfa
  2. Dünya

Eğitimci Hayat Aras’tan ‘Altay’dan Anadolu’ya Bitikler’: Masalsı Bir Yolculuk

Izopoint - Yalıtım ve Yapı Kimyasalları

Ankara – BHA

Eğitimci ve Türkolog Hayat Aras, kaleme aldığı ‘Altay’dan Anadolu’ya Bitikler 1: Az Gittim, Uz Gittim’ başlıklı yazısında, dinleyicileri adeta zamanın ötesine taşıyan masalsı bir yolculuğa davet ediyor. Aras, yazısına geleneksel masal anlatımıyla başlayarak, Sibirya’nın buzlu topraklarından Altay Dağları’nın mistik atmosferine uzanan bir keşfi okuyucuyla buluşturuyor.

Yazıda Aras, yolculuğunu şöyle anlatıyor: “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz gittim.” Bu başlangıçla birlikte, okuyucu kendini Sibirya’nın ayazından geçmiş, bir yaz, bir kış ve bir güz yolculuğu yapmış buluyor. Yolculuğun sonunda geriye dönüp baktığında, aslında sadece bir arpa boyu yol kat ettiğini fark ediyor. Ancak bu yolculuk, Novosibirsk’ten başlayıp Altay Dağları’nın eteklerine uzanan, zaman ve mekan algısını zorlayan bir deneyime dönüşüyor.

Sibirya’nın Beyazlığından Altay’ın Gizemine

Aras’ın yolculuğu, Sibirya’nın kalbi Novosibirsk‘ten başlıyor. Ob Nehri’nin kenarında, destan ile gerçeğin iç içe geçtiği bu şehirde, Aras bilimin ve aklın kalesini keşfederken, şehrin hemen kıyısındaki devasa tayganın çağrısına kulak veriyor. Bu yeşil okyanusun uğultusu, ona yolunun güzelliğini bir kez daha hatırlatıyor.

Novosibirsk’in ardından Aras’ın yolu, yeryüzünün en asil efsanelerinden biri olan Altay Dağları‘na çıkıyor. Masal güzelliğindeki bu coğrafya, Aras’ı geçmişin sözlerinin ve atalarının seslerinin yankılandığı gizemli vadilere taşıyor. Asırlık çamların ve rüzgarla yarışan geyiklerin arasında, ruhu bu topraklara ait hissetmeye başlıyor.

Beluha Dağı ve Kutsal Ateş

Yolculuğun en mistik durağı ise Altay Dağları’nın en yüksek zirvesi olan Beluha Dağı. Yerel dilde “Kutsal Ak Dağ” olarak anılan bu zirve, efsaneye göre yeryüzünün gökyüzüyle birleştiği, ruhların dünyasına açılan gizli bir kapı. Aras, burada karşılaştığı Altaylı bir teyzenin dudaklarından dökülen en eski ve en sır dolu anlatıları dinliyor. Kutsal ateşin başında, doğanın kendisine bürünmüş bu büyülü gerçekleri dinlerken, insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü ve ona duyulan saygının nedenini daha iyi anlıyor.

Altaylı teyzenin “Evine hoş geldin kızım… Dağ, kendi bağrından kopan fısıltıyı her dilde tanır. Ruhun yukarıda uçuyorsa, adımların bu topraklarda asla ağırlaşmaz” sözleri, Aras’ın ruhuna işliyor. Temmuz ayında bile zirvesi bembeyaz bir düş gibi parıldayan Beluha’ya bakarken, ruhunun bu topraklara ait olduğunu ve insanın doğayı neden kutsadığını derinden hissediyor.

Aras’ın bu yolculuğu, sadece coğrafi bir keşif değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasıyla, doğayla ve kadim bilgilerle kurduğu derin bir bağın öyküsü olarak okuyucuda iz bırakıyor.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir