Gazeteci yazar Dursun Erkılıç, ‘Kara gözlüm, nisan ayı gelince…’ başlıklı yazısında güncel olaylara ve Aşık Mahzuni Şerif’in unutulmaz eserlerine değinerek çarpıcı yorumlarda bulundu. Yazısında, uluslararası arenadaki gelişmelerden Türkiye’deki siyasi dinamiklere kadar geniş bir yelpazede tespitlerini paylaşan Erkılıç, Aşık Mahzuni Şerif’in ‘Kara Gözlüm Nisan Ayı Gelince’ türküsünden yola çıkarak duygusal ve düşündürücü bir atmosfer yarattı.
Uluslararası Arenada Gerilim ve Siyaset
Erkılıç, yazısında ABD Başkanı Trump’ın zafer sarhoşluğu sonrası rastgele tehditler savurmasını, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun yayılmacı politikalarını ve Rusya Devlet Başkanı Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in savaşa karşı takındığı tavırları eleştirel bir gözle değerlendirdi. Bu uluslararası gelişmeler karşısında, gençliğin ikonik isimlerinden Aşık Mahzuni Şerif’in ‘Amerika katil katil’ sözlerini hatırlatarak, güncelliğini koruyan mesajlarına dikkat çekti.
Mahzuni’nin Türküleriyle İçsel Yolculuk
Mahzuni Şerif’in ‘Kara gözlüm nisan ayı gelince’ türküsünün, güneşin bulutları yendiği, meltemin estiği bahar aylarında bile taşıdığı anlamı sorgulayan Erkılıç, türküdeki ‘gurbet’ ve ‘kanlı yaş’ temalarının, esrarengiz halleriyle insan ruhunu derinden etkilediğini belirtti. Türkünün sözlerindeki derinliği ve duygusal yükü vurgulayarak, Mahzuni’ye duyduğu hayranlığı dile getirdi.
Mahzuni Şerif’in şu dizeleriyle duygularını ifade etti:
- Kara gözlüm nisan ayı gelince
- Gene yolumuzda gurbet görünür
- Akar gözlerimden inceden ince
- Kanlı yaş ellere şerbet görünür
İç Siyaset ve Toplumsal Yansımalar
Yazısında Türkiye’deki iç siyasi gelişmelere de değinen Erkılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘bildiğini okuyan’ tavrını, CHP’nin mitinglerle seçim mesajları vermesini ve MHP lideri Bahçeli’nin sürece ilişkin çağrılarını yorumladı. Millet Bahçesi sakinlerinin farklı ruh hallerini de aktaran yazar, bu karmaşık siyasi atmosferde bile Mahzuni’nin müziğinden teselli bulduğunu ifade etti.
Bu durum karşısında Mahzuni’ye seslendiğini ve ozanın şu dizeleriyle yanıt bulduğunu aktardı:
- Bana yücelerden seyreden dilber
- Siyah kipriklerin ok mu cananım
- İnsaf et yüzünü yüzüme dönder
- Izdırabın sonu yok mu cananım
Erkılıç, kendi durumunu Trump’ın sorgulamasına benzeterek, ‘Gönül sevdi benim günahım nedir’ diyerek masumiyetini ve sevdasını dile getirdi.
Türk Halk Müziğinin Evrensel Mesajı
Yurdum insanının farklı ruh hallerini İbrahim Tatlıses’in sesiyle Mahzuni Şerif’in müziğiyle birleştiren Erkılıç, türkülerdeki ‘hüzün’, ‘umut’ ve ‘hoş’ temalarının toplumsal ruh halini yansıttığını belirtti. Mahzuni’nin şu dizeleriyle yazısını sonlandırdı:
- Karlı dağlar kara bulut içinde
- Yaylası hüzünlü yöresi bir hoş
- Sevdalı yolcular umut içinde
- Hayalin düğünü töresi bir hoş
Erkılıç, X, Y, Z kuşaklarının iletişim dilinin farklılığına rağmen, kendi meramını güneş kadar aydınlık ve meltem kadar serin bir dörtlükle anlatmak istediğini belirterek, Aşık Mahzuni Şerif’e rahmet diledi ve gözü yaşlı nisana sevgiyle seslendi.
Son olarak, Mahzuni’nin şu dizeleriyle veda etti:
- Mahzuni yıldızım aylar içinde
- Bağlamışım zülfü yaylar içinde
- Yüzemez yunuslar çaylar içinde
- Deniz vurgununun yaresi bir hoş
Ve şu dizelerle yazısını tamamladı:
- Kırma hatırımı gül yüzlüm benim
- Gül olsan da gün gelir ki solarsın
- Kara toprak olur gider bedenin
- Saçlarını yolum yolum yolarsın

