Eğitimci Yazar Muharrem Demir’den Psikolojik Dayanıklılık Dersi: Richter’in 70 Yıllık Deneyi Çaresizliği Anlatıyor
  1. Anasayfa
  2. Yaşam

Eğitimci Yazar Muharrem Demir’den Psikolojik Dayanıklılık Dersi: Richter’in 70 Yıllık Deneyi Çaresizliği Anlatıyor

Izopoint - Yalıtım ve Yapı Kimyasalları

ANKARA – BHA

Eğitimci ve yazar Muharrem Demir, yaklaşık 70 yıl önce yayımlanan ve hayvanlarda ani ölüm olgusunu inceleyen bir laboratuvar deneyinin, günümüz insan psikolojisi, eğitim süreçleri ve toplumsal dayanıklılık için önemli dersler barındırdığını belirtti. Psikolog Curt P. Richter’in 1957 tarihli çalışmasını hatırlatan Demir, bu deneyi salt bir laboratuvar uygulaması olarak görmemek gerektiğini vurguladı.

Bir Laboratuvar Deneyinden Çok Daha Fazlası

Demir, Richter’in deneyinin, canlıların yalnızca fiziksel yorgunluktan değil, aynı zamanda çıkış yolunun kalmadığına dair algıdan dolayı da çöktüğünü gösterdiğini ifade etti. Deneyin en dikkat çekici yönünün, fiziksel tükenmişlikten çok, çaresizlik ve tükenmişlik algısının etkili olduğunu söyledi. Richter’in orijinal çalışmasının, ani çöküşü fiziksel yorgunlukla sınırlı tutmayıp, umutsuzluk ve çaresizlik bağlamında ele aldığını belirtti.

Fare Deneyinin Asıl Mesajı: Umut ve Dayanıklılık

Richter’in fareler üzerinde yaptığı strese tepki deneyinin, dayanma gücünün sadece bedensel kapasiteyle açıklanamayacağını ortaya koyduğunu dile getiren Demir, asıl belirleyici faktörün, canlıyı ayakta tutan algısal bir ihtimal olduğunu belirtti. Deneyde, evcil ve yabani farelerin strese farklı tepkiler verdiği gözlemlendi. Özellikle yabani farelerin, çıkışsızlık duygusu karşısında daha hızlı pes ettiği görüldü. Deney koşulları değiştirildiğinde, dayanma süresinin ortalama 60 saate, hatta bazı durumlarda 81 saate kadar uzayabildiği saptandı. Bu sonuç, deneyin sadece fiziksel dayanıklılığı değil, çıkışsızlık algısının canlı üzerindeki derin etkisini de gözler önüne serdi.

Demir, deneyin asıl mesajının, sadece dayanma süresindeki değişimlerde değil, çaresizlik ve çıkışsızlık algısının ortadan kalkmasının davranışları nasıl olumlu yönde değiştirdiğinde aranması gerektiğini savundu.

Umut: Bir Teselli Değil, İçsel Bir Güç Kaynağı

Umut kavramının sıklıkla yanlış anlaşıldığını belirten Demir, umudun boş bir teselli olmadığını, zorluklar karşısında bile bir yol bulunabileceği farkındalığı olduğunu söyledi. Ona göre umut, insanın dayanma gücünü besleyen temel bir iç dinamiktir. Bu noktada, İmam Gazzâlî’nin umut anlayışına da değinen Demir, umudun ilim, hâl ve amel bütünlüğü içinde kavranması gerektiğini ifade etti.

Umut Zekâsı: Çaresizlikle Başa Çıkma Kapasitesi

Muharrem Demir, umut zekâsının, sadece iyi hissetmekle sınırlı olmadığını, çaresizlik karşısında yeni anlamlar, yollar ve aksiyonlar üretebilme kapasitesi olduğunu vurguladı. Çağdaş psikolojide C. R. Snyder’in umut kuramına da atıfta bulunan Demir, umudun hedef, yol ve irade ekseninde açıklandığını belirtti. Umut zekâsının, Gazzâlî’nin ilim-hâl-amel çizgisi ile Snyder’in hedef-yol-irade çerçevesi arasında güçlü bir bağ kurduğunu ifade etti.

İnsan Neye Tutunarak Yaşar?

Özellikle eğitim alanında bu bakış açısının önemine dikkat çeken Demir, gençlerin çoğu zaman bilgi eksikliğinden önce umut eksikliği yaşadığını belirtti. Doğru zamanda söylenen bir sözün, gösterilen küçük bir ilginin veya sunulan bir imkânın, içsel direnci yeniden harekete geçirebileceğini söyledi. Demir, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bazen hayatı değiştiren şey, bütün şartların bir anda düzelmesi değildir. Bazen insanı ayakta tutan, sadece küçük bir ihtimalin yeniden görünmesidir. Çünkü insan, önünde bir yol kaldığına inandığı sürece sandığından çok daha uzun süre mücadele edebilir.”

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir