Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Atatürk Konferans Salonu'nda, Cumhuriyet Kitapları'ndan çıkan "21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet – Modernleşmenin Yapay Zeka Çağındaki Yeni Aşaması" adlı kitabın genişletilmiş üçüncü baskısı tanıtıldı.

Etkinlikte konuşan Başkan Uysal, katılımcılara teşekkür ederek, "Bu buluşma, ülkemizin geleceğine duyulan büyük bir merak ve daha iyisini arama iradesinin bir göstergesidir" dedi. Günümüzün, 21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakmış olmamıza rağmen hala gelecekmiş gibi konuşulan bir dönem olduğunu belirten Uysal, bilimsel, teknolojik, ekonomik ve toplumsal alanlarda yaşanan köklü değişimlere uyum sağlamak için yeni bir arayışa ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Kitabın, Türkiye'nin gündemdeki konularla konuşması gereken meseleler arasındaki farktan doğduğunu ifade eden Uysal, bu arayışın daha fazla demokrasi, üretim, ihracat ve adil paylaşım taleplerine dayandığını belirtti. Uysal, "Cumhuriyet geçmişin hatırası değil, geleceğin programıdır" diyerek, Cumhuriyet'in sadece tarihsel bir başarı değil, yeni yüzyılın sorunlarına çözüm üretecek bir anlayış olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin iktisadi gelişmelerden ayrı okunmasının yanlış olduğunu savunan Uysal, "İktisadi egemenlik olmadan egemenlik eksiktir, hatta hiç gerçekleşmez. İktisadi egemenliğiniz yoksa sömürülürsünüz" uyarısında bulundu. Cumhuriyet'in kuruluşunun sadece askeri ve siyasi bir zafer olmadığını, aynı zamanda işgali ve açlığı yenerek kapitülasyonları kaldırdığını hatırlattı. Uysal, Cumhuriyet'in en büyük başarılarından birinin iktisadi bağımsızlığı sağlaması olduğunu ve geçmiş deneyimlerin bugüne uyarlanmasıyla geleceğin daha sağlam kurulabileceğini belirtti.

Ülkenin gerçek gündeminin üretim, eğitim, teknoloji, hukuk ve kalkınma olması gerektiğini ifade eden Uysal, teknolojide ve eğitimde geri kalındığını, ekonominin ise büyük ölçüde iç piyasaya ve inşaata dayandığını söyledi. Uysal, "Katma değere, yüksek teknolojiye, küresel rekabete ve yapay zeka dönemine uyum sağlamaya ihtiyacımız var. Boş tartışmaları bırakmadan ilerleyemeyiz. Küresel rekabet sertleşiyor. Türkiye'nin boş çatışmalarla kaybedecek vakti ve enerjisi yok" diye konuştu.

Uysal, Türkiye'nin geleceği için üç temel toplumsal mutabakat alanının altını çizdi: Birincisi, herkesin birbirini yaşam biçimi, kültürel kimliği ve kişisel tercihleriyle kabul etmesi; ikincisi, ülkenin kalkınması için ortak bir iradede buluşulması; üçüncüsü ise güvenlikte (mahkemede, sokakta, sınırda ve evde) birlikte hareket edilmesi. Bu alanlarda sağlanacak uzlaşmanın diğer sorunların çözümünü de kolaylaştıracağını belirtti.

Kitaptaki "kurucu aklın özü kendini yenilemedir" düşüncesini açıklayan Uysal, bunun geleceği kavrama ve çağa göre yeniden yapılanma iradesini temsil ettiğini söyledi. Devletçiliği, devletin üretim araçlarına sahip olması değil, kalkınmayı yöneten bir "orkestra şefi" gibi hareket etmesi olarak tanımladı. Kurumların şeffaf olması ve kendi kurallarına uyması gerektiğini belirten Uysal, kurucu aklın bugüne uyarlanmasının bu ilkelerle mümkün olacağını ifade etti. Cumhuriyet'in eşit yurttaşlığa dayandığını, ulus devletin etnik kimliklere, laik devletin ise inançlara eşit mesafede durduğunu ve Cumhuriyet'in gücünü eşit vatandaşlarından aldığını vurguladı.

Yapay zeka çağının devlet yapısını, ekonomiyi ve yaşamı kökten değiştirdiğini belirten Uysal, Türkiye'nin yeni bir eğitim ve planlama anlayışına yönelmesi gerektiğini söyledi. Eğitimin sadece kültürel gelişimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda dünyadaki teknolojiyi takip edecek, ülkeye aktaracak ve üretime dönüştürecek insan gücü yetiştirmesi gerektiğini vurguladı. Uysal, "Yirmi yıl sonra dünyanın nasıl olacağını öngörecek, o dünyaya ulaşmanın en doğru yollarını bulacak bir nesil yetiştirmeliyiz" dedi. Türkiye'nin açık teknolojik kaynakları dahi yeterince üretime aktaramadığını, yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının bu eksikliği gösterdiğini ifade etti. "Matematiği ihmal eden refahı da ihmal eder. Çağı yakalayan, toplumun dinamiklerini anlayan, bilimsel ve cesur politikalar üretmeliyiz" diye konuştu.

Gazeteci Deniz'in CHP ve yeni parti tartışmalarına ilişkin sorusuna yanıt veren Uysal, herkesin siyasi tercihlerine saygı duyduğunu ancak CHP'den ayrılmayı düşünmediğini belirtti. CHP'nin sıradan bir parti olmadığını, yüz yıl önce işgal ve açlık ortamından doğmuş toplumsal bir enerjiyle vücut bulmuş bir tüzel kişilik olduğunu söyledi. Uysal, "Partiden ayrılmak benim için bir seçenek değil. Eksik gördüğümüz her şeyi bu çatı altında tartışarak köklü siyasi kurumlarımızı güçlendirmeliyiz" ifadelerini kullandı.