Kürşat BİLGİN Hukukçu Yazar


Kutsal Bilgelik & İlahi Bilgelik

Ayasofya


‘’aya’’ sözcüğü ‘’kutsal, azize’’,’’sofya’’ sözcüğüyse Eski Yunancada ‘’bilgelik ‘’ anlamındaki sophos sözcüğünden gelir.

AYASOFYA

‘’aya sofya’’ adı ‘’kutsal bilgelik ‘’ya da ‘’ilahi bilgelik’ ’anlamına gelmektedir.

Ayasofya’nın inşaatı Roma İmparatorluğunun resmi dini olarak Hristiyanlığı benimseyen Bizans’ın ilk imparatoru I. Constantinus tarafından başlanmış,337 ile 362 yıllarında tahta olan oğlu II. Constantinus tarafından tamamlanmıştır.

Açılışı 15 Şubat 360’ta gerçekleşmiştir.

İnşaatında yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve bu iş için büyük bir servet harcandığı biliniyor.

Ayasofya mimarisi bakımından bu kadar ihtişamlı ve büyük yapılmasının nedeni Süleyman Tapınağı’nı rakip alması ve de İmparator I, Justinianus (Jüstinyen) halka yaptığı açılış konuşmasında "Ey Süleyman! Seni yendim" denilecek kadar önem arz etmesiydi.

Ayasofya’nın başına türlü türlü olaylar ve badirelerde gelmiştir. Kimi zaman afet kimi zamanda isyan ve savaşlarda epey tahrif olmuştur.

20 Haziran 404’te çıkan isyanlar sırasında büyük ölçüde tahrip olmuştur.

Kilisenin isyanlar sırasında yakılıp yıkılmasından sonra, imparator II. Theodosius bugünkü Ayasofya’nın bulunduğu yere ikinci bir kilisenin inşa edilmesi emrini vermiş ve İkinci Ayasofya’nın açılışı onun zamanında, 10 Ekim 415’te gerçekleşmiştir.

Bu yapı 13-14 Ocak 532’de Nikea ayaklanması sırasında yakılıp yıkılmıştır.

İkinci Ayasofya’nın 23 Şubat 532’de yıkımından birkaç gün sonra imparator I, Justinianus öncekinden tümüyle farklı, daha büyük ve kendisinden önce gelen imparatorların yaptırdıkları kiliselerden çok daha görkemli bir kilise inşa ettirmeye karar verilir.

23 Aralık 532'de başlanan yapım çalışması 27 Aralık 537'de tamamlanır.

Yukarıda bahsettiğim Süleyman Tapınağına rakip oluş olayı zaman dilimi de bu tarihtir.

Yıl 553’ü gösterdiği zaman Gölcük depremi ve 4 sene sonra (557) de İstanbul depremlerinde ana kubbe ve doğu yarım kubbesinde çatlaklar belirir.

Restorasyon çalışmaları 562 yılında bitecektir.

Ayasofya’nın daha sonra uğradığı tahribatlar arasında 859 yangını, bir yarım kubbesinin düşmesine neden olan 869 depremi ve ana kubbesinde hasara yol açan 989 depremi sayılabilir. Bu hasarlar 6 yıl süren bir çalışma ile 994 ‘te tekrar halkın kullanımına açılmıştır.

Ayasofya 1261 Bizanslıların kontrolüne geçtiğinde harap, virane ve yıkılmaya yüz tutmuş bir durumdaydı.

1344 depreminde kubbede yeni çatlaklar belirdi ve 19 Mayıs 1346'da binanın çeşitli kısımları çöktü. 

İstanbul'un 1453'te Osmanlı Türkleri tarafından fethinden sonra, fethin sembolü olarak, derhal Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür.

Ayasofya’ya özel bir önem veren Fatih Sultan Mehmet kilisenin derhal temizlenip camiye çevrilmesini emretti, fakat adını değiştirmedi.

İlk minaresi ‘de onun döneminde inşa edildi. 

Prof.Dr. Hamdi Döndüren ’in Günümüzde Vakıf Meseleleri adlı kitabında bu süreç şu şekilde aktarılmaktadır.

29.05.1453 ‘te Fatih Sultan Mehmet Ebu’l Feth sultan Mehmet Vakfı adına 57 pafta ,57 ada,7 parsel olarak tapulanmıştır. Ayasofya Camii 26 644m2 alan üzerindedir. (VGM/EML 1967:1/71-139)

Fatih vakfiyesinde gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra ileride bunun şartlarına uymayan nesillerin çıkabileceğini de dikkate alınarak bir yerinde şöyle denilmektedir.

‘’kim bu vakfiyeyi değiştirirse, bir maddesini değiştirir, ta ’dile çalışır, bozuk bir yorumla veya hileye başvurarak vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmayı kasteder, aslını değiştirir, füruuna karşı çıkar veya bunları yapana yol gösterir, yardım eder veya kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkar veya sahte evrak düzenleyerek mütevellilik hakkı gibi bir şey ister yahut onu kendi batıl defterine kaydeder veya yalan yere hesabına geçirirse haram işlemiş olur. Günah kazanır, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların ebediyen laneti onun üzerine olsun. Azapları hafiflemesin, kıyamet gününde yüzlerine bakılmasın, kim bunu işittikten sonra değiştirse günahı değiştirenleredir. Allah işitendir, bilendir’ ’Fatih Vakfiyesi/Topkapı 1835/144-149)

 

Yine kitabın devamında müzeye çevrilmesi girişimde Vakıflar Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevaben ;Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesi ve korunması için bir geliri bulunmadığını ,eser Bizanslılardan kalma olduğu için hiçbir vakfın olmadığını ve her ne kadar camii olduktan sonra Sultanlar ve halk tarafından bazı gelirler bağışlanmışsa da ,bunlardan a’şar olarak bağlanan sultan gelirlerinin kaldırılmış bulunduğunu ,kısaca çevredeki vakıflara ait yapıların yıkılması mümkün ise de ,şahsa ait olanların vakıflarca satın alınmasına imkan bulunmadığını 07.11.1934 tarih ve 153197/107 sayı yazısıyla bildirilmiştir.  

Günümüzde ise Bakan Çavuşoğlu ‘’ Ayasofya İstanbul’un fethiyle Osmanlı’nın mülkü olmuştur. 1462’de Fatih Vakfiyesi ’ne cami olarak tescil edilmiştir. Bu ulusal egemenlik meselesidir” söylemlerini takdirinize sunuyorum.

Gelinen son noktada Ayasofya ibadete açılacak gündemine değinecek olursak;

24 Kasım 1934 tarihinde müzeye dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ve karardaki Atatürk imzasının sahte olduğunu Türk Tarih Kurumu eski Başkanlarından Prof., Dr. Yusuf Halaçoğlu şu şekilde aktarıyor.

‘Söz konusu kararname hiçbir zaman Resmi Gazete ’de yayınlanmadı. Tarih ve sayı numaraları da yok. Açık bir hukuksuzluk var. Atatürk’e ait olduğu söylenen imza sahte. Mustafa Kemal Paşa, Atatürk unvanını almadan önce kararnameye Atatürk imzası atılmış. Ancak soyadı kanunundan sonraki imzaları ile kararnamedeki imzası birbirine hiç benzemiyor ‘’diyor.

Ayrıca Temmuz 2016 ‘da Ayasofya’da düzenlenen Kadir Gecesi programında,85 yıl aradan sonra sabah namazı ezanı ile başlayan ve Ramazan ayı boyunca ‘’Bereket Vakti Ayasofya’’ adlı sahur programı ile devam eden Ekim 2016 ‘da Hünkar Kasrı bölümüne Diyanet işleri Başkanlığı tarafından asaleten İmam atanması ve Sultanahmet Camii ile 5 vakit çifte ezan okunmaya başlanması süreci takip etmektedir.

Şimdi şu şekil düşünüyorum; Sahte ya da orijinal bir Bakanlar Kurulu kararı ile Camiden Müzeye çevrilen Ayasofya bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile neden tekrar camii olmuyor?

Sorumun cevabı 16 Mart 2019 tarihli Cumhurbaşkanımızın Tekirdağ’da yaptığı yerel seçim mitinginde kullandığı sözler cevap oluyor.

‘’Ayasofya camii olarak açılsın diyenlere sesleniyorum. Sultanahmet Camii’ni doldurun, sonra bakarız. Sultanahmet’i doldurmayacaksın, Ayasofya’yı dolduralım diyeceksin. Bu oyuna gelmeyelim. Bunların hepsi tezgah. Biz ne zaman, neyi, nasıl yapacağını çok iyi biliyoruz!..’’

 

Sevgi ve sağlıkla kalın.