Kürşat BİLGİN Hukukçu Yazar


Konumuzun özü FİLİSTİN.

Acı gerçekler.


Meşhur hikayedir:

Kanuni Sultan Süleyman’ın, “Fransızlar borç istiyor ne yapalım?” diyen vezirine; “Ver Paşa ver. Borç alan emir alır” dediği anlatılır.

Yaptığım araştırmalar neticesi farklı anlatımlar var.

Konumuzun özü FİLİSTİN.

Ve Müslüman kardeşlerimizin neredeyse her sene Ramazan ayında yaşadığı zulüm ve göz yuman dünya düzeni.

Filistin yüzölçümü 28.220 km2 olan ve büyük bölümünde Nakab Çölü oluşturan bir toprak. Hatta günümüzde İsrail bu çölü Filistinli tutsakları atmak için kuruduğu zindanlar ve meşhur Dimona nükleer santrali için arsa kullanmaktadır.

Peki nasıl oluyor da bu Kudüs’ün fatihi Selahaddin Eyyubi’nin aldığı bu topraklara İsrail sahip oluyor ve bu zulümleri yapma kudretine iniyor.

Ben tarihçi değilim ama hukuk fakültesinde aldığımız sosyal araştırma ve teknikleri dersinde aldığımız eğitim ile araştırmanın detaylarına derinden bakabiliyoruz.

Araştırmalarda ilk göze çarpan Rothshild Ailesi. Ve Osmanlı ile bu ailenin teması 2.Mahmut Döneminde başlıyor. Yıl 1828-1829.ve Osmanlı Rus savaşından sonra da kesintisiz devam ediyor

Hatta bu konuda derin araştıralar yapılmış ve halen yok satan ‘’Rothshildler ve Osmanlı İmparatorluğu’ ’başlıklı çalışmanın sahipleri Tarihçi Doç.Dr. Sezai Balcı ile Prof.Dr. Mustafa Balcıoğlu ikilisi Başbakanlık Osmanlı arşivlerindeki belgeleri gün yüzüne bu eserle ortaya çıkartmıştır.

II.Mahmut’tan sonra üç padişah atlayıp gelelim II. Abdülhamid’e.

Bu eserde bölümlerin birinde II. Abdülhamid’in Rothshild Ailesinden iki kez borç aldığına dair belgeler olduğunu savunuyor.ve borçlar da 1891’de 6 milyon 316 bin 920 sterlin 11894 ‘de de 8 milyon 212 bin 340 sterlin.ve bu borcun ödeneceği yer de İngiltere Bankası.

Lozan Anlaşması gereğince de bu borçlarda Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal ediyor ve malum aileye ödemesi yapılıyor.

Bu arada belirtmeden edemeyeceğim II. Mahmut, Abdulmecid ve II. Abdülhamid bu malum aileye birçok kez devlet nişanı takdim ediyorlar.

II.Mahmut’tan sonra üç padişah atlayıp gelelim II. Abdülhamid’e demiştik.

Siyonizm’in kurucusu ve İsrail devletinin babası Theodore Herzl, yaşamını Yahudilerin Filistin’de devlet kurmasına adamış bir efsane olarak görülür. Ve Herzl ‘’Yahudi Sorununun’ ’siyasi yolla çözülebileceği inancında olan ve kökten bu sorunu çözmenindi Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit’i razı etmekten geçtiğini kafasına koyan bir karakter.

Ve bu uğurda yaptığı temasların birinde Sultan’ın yakın ilişkisi olan Polonya asilzadesi Philip Michael Ritter von Newlinski aracılığı ile aldığı cevap şu şekildedir.

Sayın Herzlsiznle benimle olduğunuz kadar dostsa ona bu konuda başka girişimde bulunmamasını telkin edin. Bir adımlık toprak bile satamam, zira bu topraklar bana ait değil milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu savaşarak ve kanıyla sulayarak kazandı. Bizden ancak kanla koparılabilir…Yahudiler milyarlarını saklasınlar, imparatorluk bölüşüldüğünde Filistin’i bedavaya alabilirler. Ancak cesedimiz paylaşılabilir canlıyken parça koparılmasını kabul etmeyeceğim.

 

Çok asilce bir hareket olarak düşünülüyor ilk okuduğumuzda ama ilerleyen zamanlara bakıldığında bu görüşmeden birkaç ay sonra hatta Saray tarafından Üçüncü dereceden Mecidiye nişanıyla ödüllendiriliyor. Tarih 17 Mayıs 1901 ‘i gösterdiğinde Sultan Yahudilerin iltica edebilmesi için bütün sınırları açıyor. Ve bu malum şahısa yani Herzl e bu sefer Birinci Dereceden Mecidiye Nişanı taltif ediliyor.

Kısacası Başbakanlık Osmanlı Arşivi verilerine dayanarak geçen bunca yıldan sonra Abdülhamit’in Teodor Herzl’e bugün kan ve göz yaşı dökülen, her Ramazan ayında Müslümanlarla dalga geçercesine saldırıda bulunan Yahudilere vatan toprağı aldığı borç karşısında pazarladığı belgelerle sabittir.

 

Yukarıda bahsettim tekrarlamakta fayda var. Alınan borçlarda tabii ki, Türkiye Cumhuriyeti ödedi.

Son söz olarak:

TÜRKİYE’DE SON BEŞ YILDA 18 MİLYON METREKARE TOPRAK YABANCILARA SATILDI.