Yasemin Şentürk


İnsan Olmak

İnsan Olmak


İnsan Olabilmek 

İnsan olabilmek adına azami çaba ve gayret içinde miyiz acaba ? 
Biz insansılara diğer canlıların gözünden bakınca nasılız acaba ? 
Biraz tefekkür edelim...
Sonuç korkunç ben ürktüm inanın.. 
Doğada yaşayan tüm canlılar için çok tehlikeli ve çok zalimiz maalesef.
Öyle benciliz ki yaşamamızın  devamı için var olan herşeyi pervasızca kullanıp yok etme eğilimindeyiz. Egomuzu beslemek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için her şeyi ama her şeyi yok etmekteyiz. 
Bencilliklerimiz ve zulmetimiz canlı ve cansız her şeye sirayet etmekte...
Sadece bizim için mi yaratılmış bu Dünya ? 
Neden bindiğimiz her dalı kesmekte bu kadar ısrarlıyız ? 
Zarar verdiğimiz bu tabiatı ve çevreyi bizim yaşantımızın sürekliliği için korumak zorunda olduğumuzu ne zaman idrak edeceğiz..? 

Çevreyi korumak, ağaç dikmek, geri dönüşüm için kağıt toplamak, pil toplamak  adına çeşitli yarışmalar düzenliyoruz... 
Yapılan bilgilendirici Televizyon  programları, Radyo ve Televizyonlarda  kamu spotu olarak verilen reklamlar, okullarda ders kitaplarına eklenen müfredatlar neden yeterli gelmiyor ? 
Yarışmalar düzenliyoruz; resim, şiir, 
Kanunlar çıkartıyoruz, 
Bütün bunlara rağmen hala sahillerimize, yürüyüş parkurlarımıza atılan çöpler utanç verici.. 
Yiyilip içilip doğaya atılan pet bardaklara bir de maske eklenmiş.. 
Bir yerlerde eksik var ama acaba ne ?
Neyi yanlış yapıyoruz, neyi yanlış anlatıyoruz ? 
Neden bu insanlar bilinçlenmiyor, neden eğitilmiyorlar ? 
Bizim insanımızda ters olan ne acaba..?
Yabancı ülkede çöpünü sokağa atamayan vatandaş burda içtiği sigara izmaritini sokağa atabiliyor ya da tükürebiliyor.. 
Bizim ülkemizde eksik olan nedir ? 
Bu devlet ne yapmalı; her insanın başına bir polis mi, zabıta mı dikmeli ya da her köşeye bir temizlik görevlisi mi istihdam etmeli?
Yok artık bu da  olmaz yani..(!)
Temizlik bir kültürdür. Biz kültür olarak ve medeniyet olarak temizlik konusunda her zaman Avrupa medeniyetlerine yüz yıllarca örnek olmuşken ne oldu da bu kadar kötüleştik ve geride kaldık..? 

Yaz geldi; sahillere, deniz kenarlarına, piknik alanlarına mutlaka gideceksiniz.  O denizde yosun diye bacaklarınıza sarılan şeyler; yiyecek ambalajları, pet bardaklar, plastik ürünler... 
Denizlerin, piknik alanlarının ve doğanın tek sahibi biz değiliz... 
O orman o deniz birçok canlının yuvasıdır. Sadece bize ait değil! 
Doğmamış yetimlerin, bu toprak için şehit olan yiğitlerin de hakkı yok mu? Sizden türeyecek evlatların hakkı yok mu ? 
Sen fütursuzca yok ederken neden  düşünmezsin ki !? 
Yanında çocuğun çekirdek yiyor ya da  kraker yiyor; kabuğunu yere atıyor, ambalajını yere  atıyor ve sen müdahale etmiyorsun..! 
Üşenmeyip kilometrelerce yol gidip piknik alanına her türlü yiyecek malzemesi taşıyıp götürürken orda keyifli vakit geçirip dönerken çöplerini neden bırakıyorsun..?  Ormandaki börtü böceklerin, kuşların yaşama hakkı yok mu?
Ey insansı ! Sen misin ağa? 
Madem ağasın sen, neden neslinden gelene miras bırakmıyorsun, neden yaşama hakkı tanımıyorsun? 

Bakınız sahillerde, piknik yerlerinde belediyeler  50 ya da 100 metre aralıkla çöp konteynırı koymakta. Buna rağmen sahiller camlar, poşetler, pet şişeler, ambalajlar ile dolu.
Ne iş, paşam deniz kenarına geldi,  güneşlendi, piknik yaptı, temiz hava aldı...
Bazı insanlar parasını veriyoruz temizlesinler mantığında. Bu tarz insanların zihni faaliyetlerini hiç ama hiç anlayamıyorum. 
Maalesef bunu bizzat yaşadığım bir örnekle pekiştirmek durumundayım.
Geçen yaz ailecek gezilip görülmesi gereken doğal güzelikleri ile meşhur Adapazarı Maden Deresi’ne gitmiştik... Tam bir doğa harikası.. Ulaşımı oldukça kolay ve keyifli doğa severler için.. Suyun içinde  yürüdük şelaleye ulaşmak için.. Tırmandık düştük vs.. Yaklaşık 3 - 4 km sonra harika bir manzara ile karşılaştık.
Ailenizle keyifli vakit geçirilebileceğiniz bir de mesire alanı mevcut.. Fakat bazı insansılar yanlarında getirdikleri gıda maddelerinin ambalajlarını orada bırakıp gitmişler. 
Yani Ey insansı varlıklar; oraya kadar üşenmeyip taşıdığın o gıda maddelerini  keyifle orda tükettikten sonra 100 gr ambalajını mı taşıyamıyorsun da  orda bırakıyorsun..? 
Yazık yani günah değil mi..100 gr o plastik ambalaj 100 sene o toprakta, doğada yok olmuyor, çözülemiyor. Size ve  çocuğunuza  ilk okuldan itibaren hatta ana sınıfından itibaren bu eğitim  verilmekte... 
Ey insansı çöp atmayın uyarı tabelasının altına atıyorsun o çöpü.
Şaka gibi..
Kendi zekân ile mi dalga geçiyorsun anlamış değilim.
Bence çevreyi kirletenlere çok ağır cezalar verilmeli.
Katile nasıl ceza veriliyorsa doğa katili olarak görülmeli bu insanlarda.
Katiller bir insan öldürüyorsa onlar hem bir insanı hem birçok canlının hayatına kast etmekte. 
Bu zarar gözetilerek cezalar düzenlenmeli..
Bu bahsettiğim bireylerin zararı.. 
Sanayide çalışan fabrikaların atıkları yasalar ile kontrol edilmeye çalışılsa da kaçak göçek o kadar çok zehirli atıklar  bırakılıyor ki bunun takipçisi ya da yaptırımcısı bireyler olmamalı! 

Lâkin bireysel olarak bizim de yapabileceğimiz şeyler var. Duyarlı olalım en azından kendi çöplerimizi atmayalım..

Çevrelerini ve doğayı kirleten bu insansıları uyarma imkanı yok. Birisine tek kelime etsek orda  ne ile karşılacaksınız meçhul..
Zira şu an herkes yürüyen bir canlı bomba..
Trafikte sen geçtin, ben geçemedim diye arbede çıkarıp birbirini öldürecek kadar sinirler lastik olmuş.. 
Ayrılmak isteyen eşini darp eden,  katleden,
Anasını babasını bıçaklayan,
Evleniyorum diye sevinçten silahlanıp havaya ateş eden, masum bir cana kıyan   ve daha birçok psikopatça eyleme imza atmış bir toplum olduk... 
Bu şartlarda kimi uyarabiliriz ki..?
Eline sopa alıp masum ve dilsiz sokak hayvanlarına eziyet eden, döven ya da kediyi tartaklarken video çekip haz alan bir nesile ne diyebiliriz ki...(?)

Düşünüyorum da Covit 19’da  karantina dönemlerinde o mesire alanları, doğa canlıları biraz olsun rahatlamıştır.. Lakin insan zulmü yine başlıyor ne yapalım, nasıl çözüm bulalım ? 

Yaşadığım bir örneği daha sizinle paylaşacağım. Zamanı ve  mekanı vermeyeceğim.. Eğitimli ve kültürlü belli kesim insanların yaşadığı bir muhitte çocuklar sokakta çekirdek çıtlayıp çöplerini yere atmaktaydılar. Yanı başlarında çöp kutusu 1 m mesafede bile değil... Eğitimciliğimin verdiği güven ile “Yavrum atmayın bakın, çöp kutusu burda.” dedim. Çocuklar önce duymamazlıktan geldi. Yineleyince de “Kim kalkacak” dediler. “ Yazık çalışanlara, eziyet” dedim. “Parasını biz  veriyoruz.” dediler ve gülüştüler..
Sözüm ona özgüvenli, her ortamda kendini ifade edebilen çocuk olmuşlar...Arsızlığın adı, aymazlığın adı, şımarıklığın adı, özgüven olmuş.
O çocuklarda mı, evinde ona ebeveynlik yapanlarda mı, okullarda eğitim veren öğretmenlerinde mi..? 
Kimde bulayım kabahatı ? 
Çocuk bu diyemedim çünkü çocukça edilen bir cümle değildi. Aynı çocuklar sahilde, ormanda, trafikte, eşine ve arkadaşına terör estiriyorlar. 
Dolayısı ile kimseyi uyaracak yetkiye, bilgiye ve hakka sahip değiliz.. Acilen değerlerimize geri dönecek önlem almak zorundayız.. 
Bu önlem eğitim ile ceza ile olmalı.
Mesela o çöpü atana temizletilmeli...
Bak bakalım atıyor mu bir daha ya da anladığı hangi dilse o dille eğitim verilmeli..



Doğan kutbay
8.06.2020 16:03:48
Çok mantıklı bir şey kimse ama kimse sokağa çöp atmasın bende çocuğum ama çöpümü asla sokağa atmam çünkü ben kötü bir çevrede yaşamak istemem Not: kimse çöpünü sokağa atmasın

Necla Gündüz
8.06.2020 16:54:22
Yasemin canım çok akıcı yazı şeklin var. Çünkü karşımda birlikte sohbet ediyormuş hissi uyandırıyorsun.Yazılarında sık sık konuyla ilgili soru sorarak sorunları anlatmaya çalışma tarzın okuyucuyu düşündürüyor ve kendisini sorguluyor. Kısacası yazılarını severek okuyor seni çok tebrik ediyorum canım. Başarın daim olsun.

Özgül İNAN
8.06.2020 17:25:32
Tebrikler.Kanayan yaramız ,eğitilememişliğimizle biz İnsanoğlunun ne güzel anlatmışsın☺

Mehmet Tığlı
8.06.2020 21:14:54
Çevre duyarlılığınız çok teşekkür ediyorum.kural koymak güzeldir uygulamak daha da güzel dir. Adaleti uygulamak ise en aladır.