Yasemin Şentürk


Bir Gün Değil, Her Gün

Bir Gün Değil, Her Gün


Her yıl Mayıs ayının ikinci haftasında Anneler Günü kutlanmakta..

Hepimiz için özel olan bugünün tarihi geçmişi ise oldukça ilginç...

Yaklaşık 1600 yıldır birçok ülkede kutlanmakta olan ve ilk çıkışı Antik Yunan'da tanrıların anası Rhea onuruna düzenlenen bahar kutlamalarına dayandırılıyor. 1600'lü yılların İngiltere’sinde “Anneler Pazarı” kutlanırmış. Hristiyanlığın yaygınlaşması ile kutlama biçimi değiştirilerek “Kilise Ana” kutlamalarına dönüşmüş. Kendilerine hayat veren ve kötülüklerden koruyan gücün Kilise Ana olduğuna inanılırmış. Zamanla kilise festivalleri ile Anneler Pazarı kutlamaları karışıp insanlar kilise ile birlikte Annelere de şükranlarını sunmaya başlamış. 

Kampanya hâline dönüşmesi ise 1908 yılında ABD’de yaşıyan Rahip Jarvis’in annesi için düzenlediği anma töreniyle Dünya’nın birçok ülkesinde anma ile başlayıp daha sonra kutlamalara dönüşmüş.
Bu kutlamalardan beslenen birçok sektör de bu geleneği şahlandırarak yaymayı tercih etmiş..

Bizde ise Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ile ilk Anneler Günü 1955 yılında yılın annesi olarak seçilen Erzurumlu Nene Hatun’la kutlanmaya başlanmış.. 

O günden bugüne bizler de her yıl mayısın ikinci pazarında Anneler Günü kutluyoruz..
Bizler de  sevdiklerimiz için bir gün ayırma geleneğine uymaya başladık.

14 Şubat Sevgililer Günü, haziran ayının 3. pazar günü kutlanan Babalar Günü gibi günler icat edildi ve o gelenekler hiç bozulmadı.

Peki doğru mu sizce de üzerimizde onca emeği olan analarımıza ve babalarımıza bir gün hediye etmek ya da onları bir gün için hatırlamak? Onlar bizi kaç yaşında olursak olalım her daim koruyup kollamadı mı, her türlü imkan ve imkansızlık halinde bize kol kanat germedi mi?

Bizler de  Medeni Avrupa Kültürüne uyup senede bir gün onları sevip sayıp
sonra da onları köşelerine mi terk edelim? 

Bakın güncel verilere göre Covid-19 Pandemisinde Avrupa’da olan can kayıplarının  çoğu bakım ve huzur evlerinde oldu. Belki de anne, babalar Pandemiden çok ilgisizlikten ve sevgisizlikten öldü. 
Bizler maalesef, hızla Avrupa Kültürünü kopyalarken doğru ve yanlış diye bir ayrım yapamıyoruz.

Türk Kültüründe  Ataya yani anaya, babaya ve büyüğe her zaman saygı vardır. Onlar varlığımızın gelişmesinde büyük bir faktör oldukları gibi tecrübeleriyle de her daim geleceğimize ışık tutacaklardır. Ata demek geçmiş demek, geçmiş demek gelecek demektir.

Bize düşen, maddi ve manevi hakkını hiçbir zaman  ödeyemeyeceğimiz büyüklerimizi, bir günümüze değil her günümüze sığdırmaktır. Onları her zaman sevip sayalım, yanımızdan ve yüreğimizden ayırmayalım. Sevgimizi bir güne değil her güne yayalım. 

Vesselam



Burak Korkmaz
9.05.2020 23:24:31
Çok güzel bir yazı olmuş. Tebrikler.

Funda ÖZCAN SARIKAYA
10.05.2020 00:14:45
Çok güzel dile getirmişsin canım arkadaşım. Malesef ki günümüzde bu gibi ince ve önemli ayrıntıları hatırlayan ve de umursayan çok insan kalmadı. Yüreğine kalemine sağlık... Sevgiyle kal.

Semra Boz
10.05.2020 12:47:10
Açıklayıcı olmuş, anneler gününüz kutlu olsun.