Kürşat BİLGİN Hukukçu Yazar


Baro ve Türkiye Barolar Birliği

Neler Oluyor


Baro ve Türkiye Barolar Birliği

Birkaç gün neler değişecek kim ne söyleyecek diye bekledim. Baktım değişen bir şey tok.

Bir önceki yerel seçimlerde halk tarafından varoş tabir edilen seçim bölgelerinin iktidar partisine az oy çıkan diğer bölgelerine kaydırılması olayları geldi aklıma.ve iktidar patisinin bir zamanlar ağır toplarından olan Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldızın ‘’Eğitim seviyesi yükseldikçe oy oranımız düşüyor açıklaması da bu işin sağlaması olur sanırsam.

 

Bir önceki yazımda söylediğim gibi sıkıldım, bunaldım diyordum ki gün geçmeden sıkılacak, bulanacak bir sürü sebep yine veriliyor.

Baro ve Türkiye barolar birliği.

16 Mayıs 1963’te hazırlıkları tamamlanarak 7 Temmuz 1969 tarihinde yürürlüğe giren 1136 sayılı Avukatlık kanunu ile ‘’Türkiye Barolar Birliği’’ kurulması yasal olarak kabul edilmiştir bir kamu kurumudur...

Başlangıçta 52 baro temsilcisi ile kurulan Türkiye Barolar Birliği, bugün 79 baronun katılımı ile 65423 erkek, 51356 kadın toplamda 116779 Avukatı temsil etmektedir.

Peki ne isteniyor barolardan, baroların seçim sistemi neden değiştirilmek isteniyor.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından oluşan savunmayı serbestçe temsil eder.

Baro; Avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü, insan haklarını korumak ve savunmak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkeleri ile sürdüren kamu kurumu niteliğini haiz meslek kuruluşudur. 

Baro, bu kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz.

Barolar Birliği ise; bütün baroların katılımı ile oluşan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurum niteliğindeki meslek kuruluşu olarak, kendisine kanunla tanınan yetkileri kullanır. Bu yetkilerin neler olduğu, Avukatlık Kanunu'nun 110. maddesinde sıralanmıştır.

Özellikle 1136 sayılı yasanın yaklaşık 90 maddesinde değişiklik yapan ve yeni kurallar getiren 4667 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, Türkiye Barolar Birliği'nin iş hacmi daha da artmıştır. Yeni yasa ile bağımsız bir kuruluş olma yolundaki hedefine bir adım daha yaklaşan Türkiye Barolar Birliği, yargının kurucu unsuru olan savunmanın temsilcisi avukatların üst kuruluşu olarak Adalet Bakanlığının vesayetinden büyük ölçüde kurtulmuş; Bakanlığın onayına sunulan kararlarında, Bakanlık görüşüne karşı direnme hakkını elde etmiştir.

4667 sayılı yasa ile getirilen düzenlemeden sonra; İki yılda bir yeniden gözden geçirilerek yürürlüğe konan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin belirlenmesinde daha etkin rol oynamaya başlayan Birlik, avukatlık ruhsatnamelerinin düzenlenmesinde de Bakanlığın yerini almıştır.

 

Baroların veya Barolar Birliğinin siyasi faaliyet yapmaması gerektiği, ancak Ülkenin hukuk düzeni ile ilgili aksayan yönleri dile getirmesinin de bir ideolojinin veya siyasi faaliyetin yansıması olarak algılanamayacağı ortadadır.

Barolar veya Barolar Birliği, kuvvetler ayrılığını temsil edenlerin faaliyetleri ile ilgili eleştirilerini, elbette hukukun evrensel ilke ve esaslarını dikkate almak suretiyle yapmalı, bunun dışında sırf siyasi görüş, inanç ve önyargıyla hareket etmemeli, çalışma, açıklama, itiraz, tespit ve taleplerinde, herkese eşit mesafede durup, kim olursa olsun tüm insanların hak ve hürriyetlerini savunmalı ve haksızlığa da karşı durmalıdır. Bu karşı duruş, kimi zaman kuvvetler ayrılığını temsil edenlerin aleyhine olabileceği gibi, lehine de olabilir. Önemli olan, meseleyi şahsileştirmemek, bir görüşe ve ideolojiye bağlı olarak düşünce ve eleştirileri dile getirmemek, hukuku ve adaleti savunmaktır. Bunlar tarafsız ve demokratik bir şekilde ortaya koyulduğunda, kendisini hiçbir güce teslim etmeyen, siyasi bir gücün etkisiyle hareket etmeyen ve bağlamayan barolar ve Barolar Birliğinin, “hukuk devleti” ilkesine aykırı hareket ettiği de söylenemeyecektir.

Prof. Dr. Ersan Şen hocamın illa değişecek ise bir şeyler yeni Anayasanın “Yargı yetkisi” başlıklı kısmına aşağıdaki hükümlerin koyulmasını teklif ettiği metni aynen kabul ediyor ve hatta koyulmasının elzem olduğunu bende ifade etmek istiyorum.

 

“Yargı yetkisi, Türk Milleti adına yargı birliği ilkesine uygun şekilde bağımsız ve tarafsız mahkemeler ve hakimler ile Cumhuriyet savcıları ve avukatlarca kullanılır.

Herkes, iddia ve savunmalarının her aşamasında ve herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın avukat yardımından faydalanma hakkına sahiptir. Avukatlık mesleği, görev, hak, yetki ve sorumlulukları ile baroların kuruluş ve teşkilatlanmaları; yargı bağımsızlığı esas alınarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte ikisinin çıkaracağı kanunla düzenlenir.

Hiçbir organ, makam, mercii veya kişi; yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere, hakimlere, Cumhuriyet savcılarına ve avukatlara emir ve talimat veremez, emir ve talimat içeren herhangi bir tasarruf icra edemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz”.

Sevgi ile sağlıkla kalınız.