Yürüme engelli annenin en büyük destekçisi, büyük fedakarlıklarla büyüttüğü engelli çocukları oldu

Doğu Marmara ve Batı Karadeniz'de "tam kapanma" sürecinin onuncu gününde sessizlik hakim

Gelibolu'nun iç liman bölgesi deniz salyasından temizlendi

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç'tan yeni doğum yapan annelere ziyaret

Yedirenk Uluslararası Öğrenci Derneği, ramazanda Sakarya'daki misafir öğrencilere yalnızlık hissettirmiyor

Osmaneli Kaymakamı Ünal, pazar yerlerini denetledi

Mudanya Kaymakamı Sözer, pazar yerlerini denetledi

Bilecik İl Jandarma Komutanı Albay Muzaffer Sandal yol uygulama ve kontrol noktasını denetledi

AK Parti Bursa Milletvekili Işık, Orhangazi'de ziyaretlerde bulundu

Bakan Gül, İstanbul Havalimanı'ndaki adliyede nöbetçi yargı mensubu ve personelle sahur yaptı

Yürüme engelli annenin en...

Doğu Marmara ve Batı Kara...

Gelibolu'nun iç liman böl...

AK Parti Bursa Milletveki...

Yedirenk Uluslararası Öğr...

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor



Türkçe'nin etkileşimine felsefi yaklaşım

Türkçe'nin diğer dillerle olan etkileşimini felsefe metotlarıyla inceleyen Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Fatih Doğrucan yaklaşık 20 yıl süren çalışmaları sonrasında elde ettiği verileri 'Medeniyet Dili Olarak Türkçe' kitabında topladı.

İbrahim GÖKDEMİR (Redaktör Haber Dergisi)
Felsefeci Doç. Dr. Fatih Doğrucan, yaptığı araştırmada “Arı ve Duru Türkçe mümkün mü? Türkçe bir medeniyet dilimidir?” sorularına cevap aradı. Türkçe’nin bilim ve felsefe dili olması ile ilgili Türkçeyi felsefe usulü ile inceleyen Doğrucan yaptığı çalışmalarını 'Medeniyet Dili Olarak Türkçe' isimli kitabında yayımladı.
Orta Asya Türk Dilleri Uzmanlarının da destek verdiği çalışmalar hakkında bilgi veren Doç. Dr. Fatih Doğrucan, araştırmalara devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkçe'nin felsefe ve bilim dili olması ile ilgili sözleri çalışmalarına yeni bir boyut kazandırdığını belirtti. Doğrucan, "Merceğimizi farklı noktalara çevirmemizi ve dil çalışmasından daha fazla olarak medeniyet tartışması yapmamızı zaruri kıldı. Böylece Bazen Batıcı bazen de Doğucu tasallut altında kalan Türkçemizin gerçek tespitiyle ilgili çalışmamızı tamamlamamız için motivasyon sağladı. Çalışmalarımızın odağında tamamen felsefeyi hem bir muhakeme hem de yöntem alt yapısı olarak koyduk. Türkçeye sosyolojik, antropolojik ve felsefi açıdan yaklaştık” dedi.

TÜRKÇE KENDİNİ GELİŞTİRİYOR

Yaptıkları araştırmalarda, kesin olarak Türkçe olduğuna inandıkları bazı kelimelerin bile yüzyıllar önce farklı dillerden alındığını gördüklerini ya da bunun tam tersi olarak Türkçe olmadığı düşünülen kelimelerin aslında diğer dillere Türkçeden geçip ondan sonra bizlere geri gelmiş olduğunu gördüklerini ifade eden Doç. Dr. Doğrucan, “Yaptığımız araştırmalarda gördük ki; arı ve duru bir Türkçe, göç sosyolojisi gereğince mümkün değildir. Türkler göç sosyolojisine sahip olduğu için dilleri de göçe uygun olarak şekillenmiş. Diğer dilleri de göç etkinliğince şekillendirmiştir. Nasıl göç sırasında temas edilen toplumlardan alınan yenilikler, teknolojiler ile uygar bir toplum oldu ise, temas edilen toplumlardan alınan kelimeler ile dilini de geliştirmiştir. Farklı dillerden ne kadar kelime alırsa alsın kendini koruyor , bozmuyor. Aldığı kelimeler Türkçeyi zenginleştiriyor. Peki Türkçe kendini nasıl koruyor? Bunu fiiller yolu ile yapıyor. Çünkü Türkçe hiçbir durumda fiil almıyor” diye konuştu.