Gazeteci Yazar Mesut Demir, Bursa'da bir kahvehanede vatandaşların siyaset, ekonomi ve adalet üzerine yaptığı sohbetleri aktardı. Vatandaşlar, CHP'deki değişim tartışmalarında Kemal Kılıçdaroğlu'nun mı yoksa Özgür Özel'in mi haklı olduğu sorusuna yanıt aradı.

Bursa'nın Nilüfer ilçesine bağlı Ataevler Mahallesi'nde, 50-65 yaş arası dört kişiyle yapılan sohbette ülke gündemi masaya yatırıldı. Konuşmaların odağında CHP'nin genel başkanlık yarışı ve parti içi mücadele yer aldı.

Vatandaşlardan biri, Özgür Özel'in CHP'den ayrılmasının yanlış olduğunu savunarak, parti içinde mücadele etmesi gerektiğini belirtti. Diğer bir vatandaş ise Kılıçdaroğlu'nun partiyi 'kayyum yoluyla' ele geçirdiğini iddia ederek, Özel'in doğru olanı yaptığını savundu.

Bir inşaatçı olduğunu belirten bir vatandaş, Özgür Özel'in kurultayda kaybedeceğini anladığı için ayrıldığını öne sürdü. Bu durumun, delegelere dağıtılan paralarla kurultayı kazanma çabasıyla ilgili olduğunu ve 'başka hesaplar', hatta 'İngilizlerin oyunu' olabileceğini iddia etti.

Bu görüşe katılan bir başka vatandaş, Özgür Özel ve İmamoğlu'nun bir proje olduğunu iddia ederek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yüksek miktarda para aktarıldığını öne sürdü. Seçimlerde Özgür Özel'in oy oranının yüzde 10'u geçmeyeceğini tahmin etti.

Bursa'daki yerel siyaset de gündeme geldi. Bir vatandaş, Bozbey'e güvendiklerini ancak sadece Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde vakıf üzerinden 16 milyar lira gibi bir meblağ aktarıldığını iddia etti. Eğitim burslarının ise ihtiyacı olanlara değil, belirli kişilere verildiğini savundu.

İnşaatçı vatandaş, kendi arazisine imar izni almak için Nilüfer Belediyesi'ne başvurduğunda, 'vakfa 200 bin lira bağış yapması' gerektiği söylendiğini anlattı. Başka bir vatandaş ise bunun yasal olmayan bir talep olduğunu ve adının rüşvet olduğunu belirtti.

Vatandaşlar, imar izni yetkisinin belediyelerden alınıp bakanlığa verilmesi gerektiğini savundu. Belediye başkanlığı seçimlerinde harcanan milyonlarca liraya dikkat çekilerek, imar yetkisi olmasa kimsenin belediye başkanı olmak istemeyeceğini ifade ettiler. Ülkede adaletin yeni işlemeye başladığı yorumu yapıldı.

Sohbet sırasında çayların 'Alman usulü' yani herkesin kendi hesabını ödediği belirtildi. Eskiden çay ısmarlama rekabeti yaşandığı ancak şimdi herkesin kendi içtiğini ödediği ifade edildi.

Adaletin işlemesi konusunda farklı görüşler dile getirildi. Bir vatandaş, adaletin sadece muhalefete işlediğini, kendi adamlarına da adalet uygulanması gerektiğini savundu. Diğer bir vatandaş ise AKP'li belediyelere operasyonlar yapıldığını ancak bazı kişilerin serbest bırakıldığını eleştirdi. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in görevine gelmesiyle yolsuzlukların ortaya çıktığı ancak suç işleyenlerin cezasını çekmesi gerektiğini vurguladı.

Ekonomik şartlar nedeniyle adaletin ikinci planda kaldığı belirtildi. 23 bin lira emekli maaşı ile geçinmenin zorluğuna dikkat çekilerek, kirada olan emeklilerin durumunun daha da kötü olduğu ifade edildi. Devletin zenginden alıp fakire vermesi gerektiği, her şeye vergi konulduğu eleştirisi yapıldı.

Milletvekillerinin erken emekliliğine de değinildi. Tansu Çiller döneminde çıkan 'kıyak emeklilik' uygulamasıyla milletvekillerinin ömür boyu maaş aldığı belirtildi. Emekli milletvekili maaşının 200 bin lira, emekli maaşının ise 23 bin lira olmasına tepki gösterilerek, bunun adalet olup olmadığı sorgulandı.

Ekonominin düzelmeyeceği yorumu yapıldı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 'vergi urganı' taktığı, zengin holdinglerin vergi ödemediği ve vergi affı çıktığı, sonuçta ise vatandaşa yük bindiği ifade edildi.

Demir, Bursa siyasetiyle ilgili konuşmaların devamını başka yazılarında paylaşacağını belirtti ve Nilüfer'deki mahallede konuşulanların bu şekilde aktarıldığını ekledi. Diğer ilçelerdeki gündemi de merak ettiğini ifade ederek yazısını bitirdi.